CLICK HERE FOR BLOGGER TEMPLATES AND MYSPACE LAYOUTS »

31 Aralık 2009 Perşembe

9002.

abi herkesin 2009'u kotu mu gecti, bana mi oyle geliyo? nasil bir kitle bu 2009'un bitmesini isteyen. ha benim icin farketmez. cimen olsun, bulut olsun, deliye her gun yilbasi.

29 Aralık 2009 Salı

32 aralik.

hic biriniz farketmese de bence 32 aralik diye bi gun var. 31 olan bitmiyo yani bence. uyuduk kalktik diye gun degismez. degismemeli. bence eklesinler abi. boylece 1 ocak tarihinin de tatil olmasina gerek kalmaz. tamam belki 70-80 sene sonra mevsimler kaymaya baslicak ama o da benim problemim degil. torunlarim bulsun onun da caresini. hem zaten kuresel olarak hepimiz isiniyoruz hafiften, simdi araligin son haftasi 17-18 derece normal bi hava miydi mesela, mevsimsel miydi.
simdi mevsimler zaten kuresel isinmadan kayiyo ya abi, bi de biz 32 araligi koycaz. bi kac tane daha ek hesaplamayla bence super bi sistem adapte edebiliriz. evet, biliyorum benim kadar duz adamdan muhendis cikmasi imkansiz. minimal ve yuzeysel hesaplarim var. genellemeler falan gırla. 


bi' arkadasim tivitir hesabi acti tepkime inat olarak. arada giriyorum insanlara bakiyorum. kendi hayatimi baskasinin agzindan okumak da hem eglenceli hem de mizahi geliyo. bu eglenceye, komiklige doyana kadar benim de bi tivitirim var simdilik.


bu aralar elektronik muzige fena sardim. oyle ki, gecen gun tesadufen eksen'de sugababes caldi ne alakaysa. shape of my heart i cok guzel soylemisler. tavsiye ediyorum. repli falan boyle. mesela gecen cumartesi de bi tane arkadasta kaldik itucenek, cok enteresan mutuallardan olusan bi sabahlama oldu ama olsun eglenceliydi. gitar caldik falan, hasret caldim ben direct den, cok kolay cunku calmasi, 4 akordan olusuyo dumduz ritim. bi tane arkadasimiz rep yapti ustune. gul gul olduk. gırla güldük yani, o derece.


bu kadardi, bitti. au revoir.

27 Aralık 2009 Pazar

hesap kesim tarihi.

parasal sikintilardayim blog. cok geziyorum bence. cok para harciyorum. aslinda cok harcamiyorum ama daha az harcayabilirim. baharda eve cikma gibi planlarim var. bunun icin ayriyeten ise girmem lazim. isi bulduk gibi. barli marli seyler. yorucu olucak ama parasi iyi. ondan sonra mesela su an 40 liram var cuzdanimda. 200 lira da ziraat bankasinda falan. subata kadar 600 liramin olmasi lazim o zamana kadar harcicaklarimin disinda. ufak ufak seyler ama nasil dert oldu ya. sonra mesela bisey begendim ama cok begendim. yani nasi desem. boyle insan asik olur ya bazi dekoratif ve kullanisli seylere. oyle bisey. o da 240 lira falan. ya bilmiyorum. cok dertliyim.
bana ciksin yilbasi lan. olum 10 bin  falan yeter allahima. gonul ister 7,5 milyon falan ama napcam o kadar parayi. hicbisey istemiyorum bi 10 bin lira atin.

23 Aralık 2009 Çarşamba

muzik.

audi reklaminda mi citroen reklaminda mi ne bi muzik caliyo. citroen citroen. orda cok guzel bi elektronik muzik caliyo. hatta iamx-lulled by numbers'a oldukca benziyo. ama o degil. ayni muzik layer cake'de, daniel craig amcamizin adam oldurdukten sonraki vicdan tripleri esnasinda da caliyordu. bilen varsa soylesin, ne istiyosa yapicam allah adi verdim.

21 Aralık 2009 Pazartesi

filmin otesinde ve mor.

merhaba. cok guzel film geliyo. cok guzel hem de. turk sinemasi olmasi ise daha sevindirici. insanlarla, insanla gitmelik. ama olmaz.

19 Aralık 2009 Cumartesi

asit kafasi.

dogru durust uyuyamadim. cok yorgundum bile alkol dehidrasyonu falan. bas agrisi. sabaha karsi da bi ruya gordum. boyle ruyada ama sahne odam falan, bildigin ev. kendi evimdeyim ruyamda biseyle roluyor. ondan sonra uyandim boyle, ruya kaldigi yerden devam etti, sahneler, insanlar, arkaplan falan. boyle bi duraksadim, acaba hangisinde gercekten uyandim hangisinde ruya gordum falan. degisik bi kafaydi yani. tavsiye ediyorum. cok da umrunuzda ya tavsiye etmisim etmemisim. olsun ben ediyim de.

-ben bi bok yedim.

bence bu cumle kadar sictim cumlesi yok ya. bisiler olmus yani cok bariz. bisey yapmissin ama simdi kime ne diyecegini bilemiyosun falan.
koridordaki bakismalari hicbiseye degisemem. o bakisi hissediceksin. ROLUYO bakisi.

of. cok fena. tam 4 saattir yuzum alev alev. surekli sicak basiyo surekli su iciyorum. italyan ve fransiz filmlerinde hep islenen sosyal ikilemler dramlar falan vardir ya. zor durumlar. iki ucu boklu degnek. oyle iste.

16 Aralık 2009 Çarşamba

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.

Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasıni istiyorsan birşeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, ya da pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, 

Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak... 



c.y.

12 Aralık 2009 Cumartesi

cigsov.

testere VI ' ya gittim arkadaslarla dun gece 00.00 matinesine. sikildim lan. yok yani.
ustunde konusurken filmin ozet cumlesini cikardik: "OLDURMEYEN ALLAH OLDURMUYO"  asdkjg :)
10 milyonunuzu daha guzel seylere harcayin. illa testere serisini bozmicam diyosaniz, izlicekseniz, mis gibi 3 liraya falan korsana tam destek.
boyle.

7 Aralık 2009 Pazartesi

oldun sen.

hic bir insan, kendisiyle olan askini, iliskisini ve bu iliskinin esasini cozumleyemeden, baskasiyla bir iliski kuramaz. es kaza kurduysa o ask olmamistir. e cocuk olmus mu? o da olmamis.


once sen olmali, sonra elbet siz olunur.


bence.


6 Aralık 2009 Pazar

serefsizim benim aklima gelmisti.

turkiye'de internet kullaniminin son raddesi.

siberalem falan diyolar ama yalan yani, baska ulkelerde de var dating siteleri. ama bu. bu seferki. BU BASKA BISEY LAN.

http://www.otobustegordum.com/

kaynak: haz.

3 Aralık 2009 Perşembe

tyler'dan acik mektup.

buradan tum bloggerlari tumblr kullanmaya daveet ediyorum. herkes gelsin. bloglar tumblr olsun. takip ettigim insanlar ozellikle onlerden yer kapsin. birakin bloggeri.

istanbullu. öldüm ben.

nasil tembelim anlatamam. cok yogun gunler geciriyorum. aslinda zaman yonetebilen bi insan olsam yetistircem herseyi ama olmuyo. mesela su an odev yapiyo olmam lazim. muzik falan dinliyorum, blog bakiyorum, uykusuz okuyorum, aypoda sarki atiyorum. salak salak islerle ugrasiyorum. cunku odev yapmaktan baska turlu nasil kacicam. isim var falan diyip erteliyorum. sikinti su, bilgisayarda veya internette planladigim islerimi de yapamiyorum. tumblr a fotograf koyucam 5 gundur koyamadim. flickr i falan kapaticam zaten ayda 100 mb mi ne sinir veriyo siktirsin gitsin. feysbuka da fotograf koyucaktim bi tane fotograf albumum var ona. hala koyucam bi haftadir. makinemde 1 haftalik edit bekleyen fotograflar var. indirmem gereken filmler ve duzenlemem gereken vidyolar var. arastirilcak odevler projeler cabasi. cok sikko bi adam oldum, boyle gundelik seyleri kafama takiyorum. 


yani o kadar kotuyum ki, duzadam oldum boyle okul problemlerimi bloga falan yaziyorum. hic de sevmem okul entrysi okumayi. ( tas mi geldi kafaya? ) 


blogger eski lan resmen. zamanin bize biraktigi artigi gibi. vallahi eski. cok kotu ya. iyy.


sipora gidiyorum cok karnim agriyo. boyle oturdugum yerden kalkamiyorum falan. romanchair forevir.

1 Aralık 2009 Salı

cok guvensizim.

kutupanede sabahtan beri ders calisiyorum onumde leptop. itunet e baglanamadim. orospu cocugu bilgisayar baglanmiyo iste belki de verici de problem vardir ama bilemeyiz. itunet misafirden giriyorum ben de. dakka basi uyariyo bilgisayar, bu ag guvensiz yine de devam etmek istiyo musun, malin onde gideni misin, gonderdiginiz bilgileri baskasi gorur calar falan diyo. guvensizlikten oluyorum. belki su an bu yazdiklarimi bile biri izliyo olabilir. ss diyorum aman dikkat. guvensiz lan resmen. yol gecen hani gibi. kasar ag.

persembe film studies midterm var. detay falan sorucakmis filmleri bi daha izlemem lazim gozumu dort acip. resmen odev olunca film izlemek bile iskence geliyo zaman yaratamiyorum. demek ki ask yapmak da odev olsa, ondan da bikacagizdir. mesela rte dedi ya uc cocuk yapin diye. ben stres oldum. yapamazsam ulke yikilcak, dusman topraklarimiz ihlal etcek gibi bi his oturdu icime. yapacagim varsa da yapamam. ucuncuye sira gelince iktidarsiz olurum. o da odev gibi. hic yapasi gelmez insanin. dusunsene aksam muhabbet ediyosun mustakbel anneyle, diyosun ki basbakanimiz ne dedi hadi bakalim. o ne lan ders gibi. olmaz o is. o is yas.

evet cok sikildim kutupanede. cumaya etik odevi, cmt fizikvize. biseyle roluyor bana. ustume ustume geliyo dunya. bu da iyice ergen tribi oldu akjsdg. ama vallahi. mesela simdi karsida bi cocuk var kutupanede. o da guvensiz aga baglaniyosa. ya yazdiklarimi okuyup guluyosa. bilgilerimi calcak belki. guvensiz agdaysan cik cocuk. ben kullaniyorum su an.
baybay.

28 Kasım 2009 Cumartesi

iyi ki dogdun 21.

- dun gece ghetto'da redd konseri vardi. nisanda cikardiklari yeni konsept album olan '21' i ilk defa canli calacaklardi. bastan sona. albumun video goruntuleri, cesitli tematik sahne sovlari ile birlikte. 21 karakteri dogacak dediler, tamam dedik. gittik, gorduk, dogduk ve olduk. hep birlikte. 21 oldukten sonra da bir kac eski redd sarkisi ve suat ayyildizin gelmesiyle nostalji yaptik. redd seviyodum ben eskiden. artik hayraniyim. 21 albumu, sozleriyle, ezgileriyle, turkiyedeki ilk konsept album calismasi olmasiyla, redd'in artik olgunlastigini bagiran bir calisma gibi. ghetto'da redd baskadir. yine muhtesemdi. tesekkur ederiz.

sahne onunde cok fena yer kaptim. 2 tane hd klip, ve 100 kusur tane fotograf var. ne zaman nerelere yuklicem kismet. yuklerim ama. kliplerin bi tanesi 'Bosver'. og yea.

23 Kasım 2009 Pazartesi

left.

- sevdiginiz insanlarla vakit gecirirken, eski bir dostla karsilasmak sahnesi var ya, beni cok huzunlendiriyo. resmen yeni bi insanla umuda yelken acarken eski sevgilinin belirmesi gibi. yok boyle bisey. sen kendi arkadaslarinlasindir, o da kendi arkadaslariyla. naber napiyosun diyaloglarindan ve hayatlara dair bir kac update den sonra neyse gorusuruz kendine iyi bak, icimi paraliyo resmen ya. o yaniniza kadar gelen insana gule gule derken bogazinizin dugumlenmesi veya tam tersi durumda got gibi kalip gitmek. bilmiyorum ama cidden huzunleniyorum. istiyorum ki herkes arkadas olsun, eski dostlari gordugumuzde cagirabilelim, veya yanlarina gidebilelim. mutual lardan olusan bi topluluk mesela. herkesin birbirini sevdigi ve tanidigi bi okul mesela. herkes birbirine bayiliyo boyle, can ciger. evet sacmalamanin daniskasindayim su an. ama hayatta bi hedefim kalmadi yeminlen, boyle bi utopyaya takildim kaldim. cok uzuluyorum ya resmen. evet salagim biraz ama gercekten pare pare bi an yani bu bahsettigim. biri bana dur desin.

- 500 days of summer'i izledim sonunda. cok elestirildi klise mlise diye. her ask temali filme ayni boku soluyosunuz adamlar mis gibi film cekiyolar. yok kliseymis cart curt. herkesin omrunde bi kez yasadigi veya tanik oldugu bi hikayeyi perdede gorunce niye bok atiliyo onu cozemedim. her film de fight club olcak degil ya kardesim. ben begendim filmi. eternal sunshine a 10 dersek bu film 7,5 alir. hadi 8 lan. duz hesap.

filme karsi tepkileri ve filmi elestiren cok guzel bi eksi entrysi icin;
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=17197299

spoiler vererek diyorum ki, expectation / reality  beni bitiren sahnedir. teknigi de hikayesi de cok basarili olmus o sahnenin. aferin lan.

ayrica, dido-dont leave home. gunun sarkisi.

22 Kasım 2009 Pazar

tespit.

- bachata ve salsa cirkin danslar. aslinda cirkin degil guzel de nasil desem biraz bayagi geliyo bana. evet figurler ritim muzikler sahane. ama dedigim gibi bayagi gibi biraz. en fenasi bachata. resmen seks dansi. hayvanlarin ciftlesmeden once birbirlerine yaptiklari kurlardan danslardan farki yok. seviseceksiniz dans mans demeyin abi, onun da bi adabi var, asamalari var. yani. mesela bu danslarin 'cilgin bakire' dedigimiz ahlakli ama eli iste gozu oynasta kizlarimizin arasinda populer olmasinin sebebi de bu. bilmiyorum, bana bayagi geliyo. dedigim gibi salsa eh, bachata unisex kasarligin geldigi son nokta. ne mi oneriyorum. tangoya gidin valse gidin. tangoya hele can verin.


- bachata ve salsa da yapilmasina ragmen cihangirde depo dans kafeye mutlaka ugrayin. kedisi icin, jambonlu tostu icin. hem de modern dansci guzel insanlarla, isin ehil olanlariyla tanisin. fotograf cekin falan.

- bahcelievler ilcesine bagli olan haznedarda can dede diye cig kofteci var. maxiden sonra ilk saga girin, devam edin sagda goreceksiniz. beylikduzunden oraya cig kofte icin gitmek: paha bicilemez.

- blogger gozden dustu. benim gozumden de dustu. yine de birakamiyorum. ne mi yazalim. tumblr. yuksek cozunurluklu fotograflarinizi illustrasyonlarinizi, muziginizi, videonuzu inanilmaz rahat paylasabiliyosunuz. daha tumblr im yok. bos vaktimde gecicem. bi ay icinde falan. ama blogger i da birakmayalim arada yazalim. eskiye de yapisip kalma gibi huyum var. az da olsa bi parcasi kalicak bende.

- her cumartesi jolly joker balans, woohoo. gerci ben gidemiyorum her hafta da. sevelim sevilelim. bu kizlar kimseye kalmaz. meshur olduklari zaman aaa dersiniz. benden soylemesi.

bonne nuit.

19 Kasım 2009 Perşembe

birs.

yemek birsi cikmis bana. 3 gundur kartima bisiler oldu ne yemekhaneden paramla yemek yiyebiliyorum ne kutuphaneye girebiliyorum ne macka kampusune girebiliyorum. dersim varken fotograf cekiyim diye gittim gotum gibi kaldim afedersin. bugun ogrendim ki, bana yemek birsi cikmis. kart islem merkezine gittim dedim boyle boyle yaniniza koydurtmayin adamin asabini bozmayin. attim kimligi masaya bagirdim cagirdim. kalemligi firlattim elimin tersiyle. ne yapsa begenirsin. essek sudan gelinceye kadar dovduler beni haliyle. of neyse. iste yemek bursu cikmis. dedim ki nasil olur hayir olamaz bi yanlislik olmali ben basvurmadim. durustluk kayniyorum ya. dediler cikmis valla fakulte oyle karar vermis, hatta dekanlik ust kurul karar vermis burda oyle gozukuyo asil listeye eklenmissin kurul karariyla. yuklediler falan karta, hayirli olsun dediler. sasirdim ya. resmen soktayim. hayir basarili bi ogrenci de degilim, 2.69 mu 2.49 mu ne ortalamam var. siradan ogrenciyim. hatta resmen en siradan ogrenciyim ne dusuk ne yuksek, ortalarda boyle. listeyi onlerine alip isim secseler imkan yok dikkat cekmeme. yukseklerden biri bana torpil gecti ama kim. dekani falan da bir kere gormedim. 2 tane hoca taniyorum bolumumun hocasi. seven var serefsizim. bedava yemek oh. aramizda kalsin yalniz, babama falan soylemedim. ayni paraya devam. inceden serefsizim.
valla guzel de cikiyo yani haftanin 3 gunu falan. kofteler donerler tavuk soteler havada ucusuyo. seviyorum okulumu, durduramiyoruz.
au revoir.

15 Kasım 2009 Pazar

toplumsal mesajiniz var.

son zamanlarda niye moda oldugunu anlamadigim, cizme - transparan tayt - uber kisa elbise  uclusuyle yaratilan seksapele aldanmayin. bu ulkede 18-25 arasi kizlarin %70 i hala bakire.


insanoglunun ilgiye ihtiyaci var.

12 Kasım 2009 Perşembe

snowman and the ice queen.

kar yagmasini cok ozledim. o kadar ozledim ki anlatamam. ruzgarsiz ve bulutsuz bi gecede usul usul dusen kar var ya. iste onu. nerden mi aklima geldi. havalar sogudu ordan. bi de bugun filmstudies de scissorhands i izledik. cok da guzel bi sunum konusu geldi bana yonetmenle ilgili sorular falan. tam benlik. bu terlik tam benlik.
iste oyle. kar yagsin. yuruyeyim istiyorum. agzima gozume karlar girsin. gokyuzune bakayim kar sayayim. yumusak kar ustune kulagimda aypod yatayim.
bu boyle olmicak.


I need an Ice Queen.

11 Kasım 2009 Çarşamba

10 kasim.

10 kasim gozlemlerim oldu. insanlar bu konuyu cok ciddiye aliyolar hayat falan duruyo bu cok guzel bisey. sosyalist arkadaslar kuul havalarinda oyle fazla abartmadan aniyolar falan. fasistler icin adeta giydirip doseme firsati oluyo, en yuce milletin Turk milleti olmasindan tut da, Ataturk'ten daha mukemmel bir insan olmadigina kadar uzayip gidiyo. gazeteler manset atiyo, televizyonlar bagiriyo, asil isleri reklam olan ama kose yazari isminin altinda bu meslegi surdurenler dalkavukluklariyla piskinlikleriyle Ataturk yasasaydi yasamasaydi monologlari yapip, iktidar partisini elestiriyolar. ilkogretim ogrencileri ne oldugundan habersiz, sadece sabahin korunde kalkmaya lanet edip, okullarinda Ataturk'u zerre anlayamayan bir kac adamin bos konusmasi icin okullarina gidiyolar.
biz Kemalistlere gelince;
her sene bu manzaralara daha fazla kahrolarak, yasimizi icimize gomuyoruz, sessiz ve dingin gozlerle olup bitenleri agzimiz acik izliyoruz.
Ata'm ozur dileriz.

* sahteliklerine ragmen yine de Ata'mizi unutmadik, kalbimizdesin tarzi manset atarak bu onemli gunu anan gazetelerin yaninda,
zaman gazetesi : Türkiye ölümünün 71. yılında Atatürk'ü anıyor
taraf gazetesi :  Oyle bir emir bulunamadi (hala islak imza pesinde)


hic kimseye bu kadar tukuresim gelmemisti.
 

9 Kasım 2009 Pazartesi

sıçtın mavisi sponsorluğunda vize haftaları.

bakıyorum hepiniz(miz) vize vize diye dolasir olduk. cilgin uykusuz geceler, insani okuma ogrendigine pisman eden readingler, olum gecen donem zormus bu sene kolay olcakmis geyiklerine sahne birakan dersle alakasi olmayan vize notlari, bilemiyorum ne yapmaliyiz.
ben mesela sictin mavisi yerine sictin indigo mavisi gormek istiyorum. veya sictin petrol mavisi. o da olmadi sictin cami yesili de olur. saka saka. yesil hic olmaz. igrenc. sictin bordosu olsa o guzel bak.
hayir benim anlamadigim sictim mavisi o mavisi bu mavisi diye ortalarda geziniyosunuz, ondan sonra bu can egrileri nasi 21/40 cikiyo nasi 24/40 cikiyo ona akil sir erdiremiyorum. ulan siz sictiniz diye size guvenip, inanip ben de sictim. hanginiz bu sicanlar bana da gosterin, egriyi mi yanlis hesapliyolar, yoksa hepiniz mi serefsizsiniz anlamadim gitti. hayir bi yerde guven meselesi. ayiptir. madem yapiyosun, biliyosun, bari sus dersine bak da adam sansinlar. sictin mavisi sictim siyahi diye ortalarda dolasiyosun, bakiyorum egrinin yanina koymussun, sonra sican yine ben oluyorum.
hayir bi yerde hepimiz ayni bokun lacivertiyiz.
bu kadar. simdi bu arkadaslar bi siktirip gidebilir. dagilin lan!

7 Kasım 2009 Cumartesi

deli.

helvetica diye font var. cok guzel ismi.


cok uykum var. dun gece bi arkadasin yazligina gittik gecenin 1inde. hic gitmek istemiyodum cunku uykum vardi. ama bogazima bastirilmis gibi bisey diyemedim demek istemedim, koyun gibi gittim. cok guzeldi. bazen boyle etrafimdaki seylerden tamamen elimi ayagimi cekmeyi, randoma birakmayi cok seviyorum.


twitter cok moda olmus. fazla.


yine fena yollardayim. saykil haline geldi galiba bende bu olay.


asla yeni sevgilini veya sevgili adaylarini eski sevgililerinle karsilastirma geyigi var ya. e sen sabitsin, onlar degisiyo kalkulus gerektirircesine, n'olcak simdi hafiz?


kafamda klip cektim sarkiya. ben ve biri. olsa keske. bakalim bi, bence olur bi zaman sonra.


31 Ekim 2009 Cumartesi

baba ve kitle.

beni kitle hareketleri cok heycanlandiriyo, mutlu ediyo. hani boyle bir elin nesi var iki elin sesi var gibisi. bakin misal veriyorum ben simdi desem ki vefa boza gunu yilda iki kez olsun daha sik goruselim camiayla. herkes gotuyle guler efendim. desem ki ben haydi blogirlar hepimiz wordpress e falan gecelim olmadi flickr kullanip photo blog yapalim. 10 insandan 8i gotuyle guler, 1 tanesi dusunup hayir der, 1 tane deli de illa ki cikar, olur hadi yapalim tamam der. gordunuz mu. kitleler oyle mi peki. hayir.
misal otobuslerde camlar acik, otobus hizlansin tamam mi. ruzgar da essin. herkeste bi usume rahatsizlanma oflayip puflama ama kimse bisey demiyo. ben o bisey diyemeyenlerdenim. usurum yani gerekirse. ne muhattap olcam banane. bireysel bireysel seyahatimi tamamlarim, montumla atkimla. sonra bi kirilma noktasi var bi kisi ya camlari kapatabilirmiyiz diye gur sesle sikayet ediyo ya, sonra herkes artarak cam kapama istegini once rica sonra gerekirse bagirmaya kadar belirtiyo. iste o zaman ben cok mutlu oluyorum sinsi sinsi guluyorum.
bi de sey var mesela, otobusun haddinden fazla insan tasimasi. once bi kisi nereye ilerleyelim kardesim diyo. sonra boyle herkes dugmesine basilmis gibi yeter be kardesim ust uste mi cikalim, tamam birader ac o zaman ust kati da ilerleyelim, ayip be ayip insaniz insan a kadar bilimum tepkiler bagirislar falan. hele bi de muavin ya da sofor ters cikarsa iste o zaman eglence. senlik gibi parti gibi festival gibi. otur izle. :) bu yuzden nerede beraber hareket etmeye baslayan bir kitle gorsem korkarim, heycanlanirim, bana zarari yoksa keyiflenirim falan. ters cikmamak lazim kitlelere.


bi de yalniz ve baba olan orta yas erkekten ne ekmek yendi be kardesim. ayiptir ya.
yalniz ve/ya dul musunuz. yasiniz 28-40 araliginda mi. cok yakisikli degil gibi ama hafiften sempatik ve karizmatik gibi misiniz, az kirlasmis saclar falan. orta halli bi kazanciniz var mi, cok zengin gibi de degil ama gizli zengin. yemegini ogluyla borgirda yiyen ama evinden turlu turlu viskisi, château margaux su falan eksik olmayanlardan misiniz. hemen bir alisveris merkezine veya komuniteye karisin, cekiciligin doruklarinda gezin.

27 Ekim 2009 Salı

ooo layf oooo ooo haylayf.

bu aralar enteresan gunler yasiyorum. guzel seyler var kotu seyler ama sanki boyle olaganustu bi denge var gibi. boyle bi kotu bi iyi bi kotu bi iyi. manyak olucam yakinda. salak salak bi umut havalarindayim ama bilinmez. haftasonu fotograf kulubuyle ada'ya cekime gittik. heybeli olana. ada demek daha guzel. cunku oranin insanlari da adaliyim falan diye konusuyo. bi tane yerde ogle yemegi yedik ev yemekcisi. anne, kiz, teyze ve kucuk oglan olarak minimal bir aile dukkani. :) ama nasil guzel. yerler kirmizi beyaz karo. italyan pizzacilari gibi, sanki adanin ilk dukkaniymiscasina bir sicaklik ve ayni zamanda samimiyet. kendine guven. kiza da asik oldum. gercekten. gozlerinin ici gulen bi insan gormeyeli cok uzun zaman olmustu, oylesine derin. 


ben lavabo sirasi beklerken ( klozete lavabo demek? hela hela. isemek icin bekliyorum demeli. ) o da onlugu giymis bulasiklari yikiyodu. ama resmen evlerine misafirlige gitmissiniz gibi. once servis yapti benim catalimi da uzerime dusurerek oldurme tesebbusunde bulundu. sonra ayni insan gece mavisi, masmavi bi onluk giymis bulasiklari yikiyo. cok etkilendim ya hayret bisey. sonra beni gordu, boyle bi guldu sira mi bekliyosun yazik dedi. istanbullu musun falan dedi. biraz muhabbet ettik ayakustu, tekrar insanin icine isler bi sekilde guldu ve isine dondu. benim de aklima AL YAZMALIM geldi. 20 yil sonra istanbullu olduk ya olsem de gam yemem. asyam. :) sonra ben hic konusmadim, ben de adaliyim dedi. oyle mi dedim. ne guzel bisey, burali olabilmek burda yasamak dedim. oyledir dedi. fotografci misin dedi. evet dedim, kuluple cekime geldik. ooo yorulmussunuzdur o zaman dedi. bi gun tekrar yolun duserse benim de fotografimi cek dedi. olur tabi dedim. ama sesim titredi gibi hafiften. aslinda o an deklansore basabilmeliydim, bulasiklari yikarken; elleri suyun icinde. kare oydu. ama korktum. ilk defa fotograf cekmekten korktum. boyle. erguvanlar sarmis her bir yani.


pazar gunu de orienteering e gitcektik cydar la belgrad ormanlarina. yanlis otobuse bindik ve dagcilik kulubuyle gebze'ye gittik. kopruyu gecince killandik ama soyleyemedik cok gecti. icimizden bari uzaga gitmese paramiz yok diye gecirdik :) neyse ki gebze cikti. ekipmanlar falan da ayni olunca hayatimin en buyuk salakligini yapmis oldum. resmen yanlis otobuse binip yanlis bi geziye gittik. 14 kilometre mi 18 kilometre mi ne yuruduk. kayalardan falan indik. ama guzeldi yani. kismetmis. :D


bunlara ek olarak insanin beklemedigi seylerin olmasi, surprizler falan cok guzel. pirpir.

21 Ekim 2009 Çarşamba

Who Killed The Electric Car?



who killed the electric car adli filmi yeni kesfettim ve izledim. 1996'da General Motors firmasinin elektrikle calisan bir araba uretip bunu piyasaya sunmasi, arabanin buyuk ilgi gorup yuksek bir basari elde etmesi, ve buna engel olmaya calisan guclerin hakkinda oldukca guzel bir belgesel-deneysel calisma. bugun hala elektrikli arabalar yollarda dolasmiyorsa bunun bir sorumlusu var. herkes izlemeli bence.
2010'daki planlanan OTV artisinin % 31.6 oldugunu biliyor muydunuz?
bu artisla birlikte kursunsuz benzinin litre fiyatinin 3.75 ve uzerine cikacagi bekleniyor.
amerikada ise 1 galonu ( 3.91 litre) 2.70 dolardan satiliyor.
Who killed the electric car?

14 Ekim 2009 Çarşamba

muzikli seyler.



- muse un yeni albumu resistance cok guzel. eylulde cikti gerci ama anca dinleyebildim. dienarda 30 liraydi, alamadim. mediamarktta 19 liraya son kalani gorunce resmen etrafima bakip hemen aldim saklaya saklaya :) albumun adini tasiyan resistance cok guzel bi parca. bi de exogenesis diye 3 parcalik bi senfoni de yapmislar. senfoni dediysem chopin ya da brahms degil elbet ama yine guzel piyanolari falan cok hos. yine gitarlar falan britpop ama. orospu gibi grup muse ama seviyorum. yani sanki boyle kiz hayranlarina asilan sanatci tipleri var. ilgi meraklisi hafiften.



- uyuyan insanlar cok masum ve sempatik oluyo bence. cirkin cocuklar cirkin kizlar bile bi anda sempatik oluveriyo. bunu otobuste tespit ettim. elbette bu gruba benim gibi gozu yarim acik veya agzi acik uyuyanlar dahil degil. biz yine yorganin altinda kalmaliyiz. :)

- devotchka devotchka DeVotchKa!

okul okul, yanıma sokul.

ordan oraya orospu gibi gider oldum bugün sevgili blok. dişçiye gittim sabahtan ordan maçkadaki fransızca dersine ordan maslağa geldim şuan, bu satırları yazarken fotograf kulübünün toplantısını beklemekteyim.

dişçi koltuğundan nefret ediyorum. 2 haftadır süregelen kanal tedavimin üst dolgusu yapılırken hala acı çekmem, psikolojik mi yoksa herif sadist mi çözemedim. ölü diş yani sonuçta nası bi beynim varsa, o freze denen alet dönmeye başladığı anda acı çekiyorum sanki. force kimseyi dişçi koltuğuna düşürmesin. siz siz olun benim gibi 6-7 yaşında süt içmeyi bırakmayın. günde 2 kere diş fırçalıyorum ona rağmen ağzım dolgu dolu. arkadaşlarım var herifler 3 günde bir rica minnet kokmasın diye fırçalıyo adamların çürüğü yok. nası oluyo söliyim mi. hepside sütü çok seven adamlar. adamlar diyince de komik oldu, gözümün önüne süt içen koca koca adamlar geldi. :) tüm dişçi koltuğuna oturacak olanlara sabır diliyorum. 4-5 sene daha gitmem heralde. gerçi 20likler var daha ama maşallah şu ana kadar ne çürük ne ağrı hiç bi şey yok. onları özel fırçalıyorum sevgi gösteriyorum. olur da biri satış koyarsa şimdiden söyliyim, genel anestezi altında istiyorum işlemi. çok ciddiyim. o strese katlanamam. kanal tedavisinde acı çekilmeyen kısımda bile tansiyonum düştü başım döndü, resmen soğuk terledim. adam korkup ara verdi. of of.

fransızca dersi çok kötü geçti. bilmiyorum neden ama moralim bozuldu. orta seviye kurdan başladım, akademik makademik fazla gelir yapamam ben bilmem dedim. orta kurda resmen hiçbir şey yapamadım kaldım öyle. yapılanların hepsini, dersin tamamını anladım ama egzersiz yapcaz hiç bilemedim. daha doğrusu katılmak istemedim yanlış yaparım diye. insanlar güzel güzel cümleler kuruyolar, hepsini de anlayıp kafamda geliştirdim yanlışlarını düzelttim. ama kalkıp konuşmaya gelince sıfır. aklım gitti. belki de bu yaştan sonra öyle dil dersi falan cümle kurmaca saçma gelmiş olabilir ama sonuçta hevesim kaçtı. yine de her hafta gidicem, dinlemek lazım izlemek lazım unutmamak için. babam doğru diyomuş. dil öğrenmek için 1, maksimum 2 senen var diyodu. ondan sonra istediğin kursa git insanın bünyesi kabul etmiyo, saçma geliyo diyodu. ağaç yaşken eğilir. çok doğru. aferin babama da, bana bi faydası olmadı. haksız çıksa daha bi çıkarlı olurum bence.

sosyalkültürel merkez diye bi oluşum var oraya gittim, geçen seneki briç hocamın seanslarını öğrenmek için. eski arkadaşlarını topla, gelin arada, oynayalım, paralı maralı kaydolmayın diye mail attı adam. onu da hallettik öğrendik inşallah gidicez. bu arada adam inspector gadget'a inanılmaz benziyo tavrıyla konuşmalarıyla falan. :) neyse işte orası böyle büyük bi salon, briç oynayanlar satranç oynayanlar tabu oynayanlar, içeriki odada film izleyenler, enstrüman çalanlar falan dolu. hallettim ben işimi, ondan sonra piyanonun başında bi çocuk vardı. oturdum resmen yarım saat dinledim. kalabalıktı önce, puan kazanmaya çalışan yancı kızlar vardı ay çok güzel diye. onlar dağıldı sonra 3 izleyici bi de çocuk kaldık. çocuk dersini ekti çaldı resmen. :) teşekkür ediyorum sevgili piyanist chanteur. gerçi hiç şarkı söylemedin ama öyle diyesim geldi. fazılsay gibi çaldın maşallah.

son zamanlarda piyano inanılmaz ilgimi çekiyo. bilmiyorum ama bana çok asil bir enstrüman olarak geliyo. gitar falan tırt. ben de çalıyorum gitarı vallahi tırt. piyanonun sesinin rengi bi başka. yer yer zarif, yer yer güçlü. tango yaparcasına. aynı şey saksafon ve kontrbas için de geçerli. bunlardan en az birini çalan bi insan görüyim, tanımasam da sever sayarım. öğrenicem piyanoyu. çok çalamasam bile az çalmalı öğrencem. kararlıyım. saygı duyuyorum sesine.
böyle işte okul yolları. au revoir.

11 Ekim 2009 Pazar

thisplay.

dun aksam coldplay tribute konserine gittim. grubumuzun adi thisplay. daha once gucci littlepiggies i, yani radiohead tribute u getiren organizasyon sirketi yine ne yapti etti ulasti bize feysbuktan. cok guzeldi. ama mukemmel de degildi. yani mesela radioheadde 20 miydi 25 miydi neydi bilet, kurusu kurusuna degdi hatta fazlasini hakettiler. gercegine yaklasti. ama bunlar 20 liralik degil de 15 liralik caldilar :) bi kere benim sesim chrismartine daha cok benziyo yani insan tribute olurken dusunur azcik. atiyorum bilge kosebalaban tomwaits sarkilari soyleyebilir mi. hayir. onun gibi bisey. sonra mekan liferoof du, tavan cok alcak, sahne ve salon cok kucuk, sigara odasi dedikleri yer tuvalet gibi biseydi. tavanda da akustik adina hic bisey yok resmen kiremitler celik iskelet falan. cas cas cas diye zil sesinden sarkiyi duyamadik resmen.

ama sunu soliyim, ne olursa olsun, politik, yellow, the scientist muhtesemdi :D
hele scientist. herkes oturdu solist de oturdu boyle oturarak akustik havasinda soyledik. hatta turuncu sacli sempatik bi kiz arkadasimiz gitti yanina oturdu sahneye bi elinde bira beraber soylediler :) bi de noldu. giriyoruz tam vestiyerdeyiz. adamin biri bagirip cagiriyo sonra kavga cikti, bodyguard geldi bunu yakapaca attilar. megerse vestiyer ucreti olan 3 lirayi geri istiyomus, adam da vermiyomus. niye mi. herif gercek coldplay sanip gelmis cikmis yukari 15-20 dakka kalmis ondan sonra asagi inip insanlari kandiriyosunuz gercegi degilmis parami istiyorum demis asddgjhk :D :D
afiste gordu tabi chris martini akli basindan gitti. tribute ne thisplay ne, coldplay 20 liraya liferoof da cikar mi bunlari dusunemedi o an :D "coldplay mi. gitmeliyiz. cunku ben cok sosyalimdir" diye sevgilinle grandtoilet giyinip gelirsen cok iyi olmus derim. kusura bakma. :D


iceride onumuzde ziplayan ve diskotopu tutup kopkop yapan gencler de vardi. az gulmedik degil cocobonita hanimla. resmen sinsi gibi gulduk kihkih diye. gecenin sonunda tam cikiyoruz bi baktik bunlar sarhos kor kutuk. kizin sevgili adayi cocuk komaya girmis millet tasiyo tuvalete. kiz etegini falan cikartmis donuyla ve cizmesiyle yari yatar pozisyonda barda. esas cocugun arkadasi da ne goturursem kardir diye kizi opmeye calisiyo falan. hepsi birbirinden komalik alkollu zaten. ami gotu dagitmak deyiminin vidyolu anlatimini gormus bulundum. yazik gunah size gencler.
boyle iste.
and they were all yellow.

7 Ekim 2009 Çarşamba

gorgusuzluk.

quiknetimi 20mbps e cikardim. rapid ve netload icin faydasi olmadi limitli hizlari var. eskiden 250-300kbps idi simdi 50-60a dusurmusler.

ama torrent icin, ftp icin, nasi bisey biliyomusunuz, sanirsin internet kafede baska makineden dosya kopyalayip yapistiriyorum. ama bence cok fazla. olsun bunu da gordum, olsem de gam yemem. 69 lira hem. gerek yok. 10a falan dusucem :D hem bence asil is rapid premium hesabinda. cok ozeniyorum. manyak olur heralde insan. neyse.

3 Ekim 2009 Cumartesi

filmekimi adi altinda insansikimi.

filmekiminin brosurunu aldim ve tam 9 tane film sectim. hevesli hevesli bu sabah bilgisayar basinda biletleri bekledim. acildi. 3,5 yetele olan filmler biletixte 4,75 olarak yaziyodu. sasirdim ve olsun diyerek devam ettim. rezervasyon sayfasinda tam 10 ogrenci 8 diye bi ibare cikti karsima. vay esolessekler diyip okey dedim. odeme sayfasinda da 3,5 tl hizmet bedeli gorunce ananiskim biletix diye hisimla sayfayi kapadim.

gitmiyorum.
hepiniz oruspucocugusunuz. duydun mu biletix.

28 Eylül 2009 Pazartesi

müzikalleştiremediklerisindemizsinmisinizjgkf?

olm bi onceki yazı 200. yazıymıs kimse uyarmıyo. hayır boşa gitti ona üzülüyom. neyse. kısmet 250 ye. son birkaç gündür evanescence a flaşbek yaptım. vallaha. haunted olsun bring me to life olsun, everybodys fool olsun efendime söyliyim whisper. olm vallaha güzel lan kötü diil. zamanında dinlemişiz fena olmamış yani. arada sırada öyle flaşbek lazım. ratm vardı bi zamanlar. ooo. nası unuttum onu. en yakın zamanda dinleyeyim.


itiraf ediyorum, serdar ortaç'ın hadi çal giderken kapımı nefes aldığım süre seninim şarkısını çok seviyorum. sözünü de yanlış yazdıysam tam rezillik. ama anlaşıldı bence şarkı. güzel değil mi melodisi olsun ritmi olsun. bence güzel. hayır gidip elin çingene müziğini dinliyoruz, bakıyorum shantel'de, gogol bordello'da, goran bregovic'de hepinizin elleri havada. e serdara da elimizi havaya kaldırsak çok mu. o da bizim çingenemiz bi nevi. hayranı olmasak da arada bir sevmeliyiz, suyunu vermeliyiz. haksızsam haksızsın diyin. ama çok sert de demeyin. ya da en iyisi bişey demeyin mazur görün. :)

okul başladı. güzeldi. hep güzel insanlar çıktı bugün karşıma özlemişim arkadaş olsun dostlar olsun platonikler olsun. hep böyle olsun inşalla. jslgkjsh :) hayır bi de noldu, sabahın köründe kalkayım 8.30-11.30 mat dersi. lan ilk gün falan dedim matematiksel şeyler sonuçta dedim kendimi doldurdum gittim. hoca kitap ismi falan verdi vizeyi finali söyledi konuları söyledi, bi de salak salak bişiler dedi geyik gibi ama biraz da sıçtı sonra toplayamadı zaten hiç. baktı olmıcak terse gidiyo, öhkm hadi bi ara verelim çocuklar dedi saat 9.10 sularında. dedi ki 15 dakka olsun ara 25te herkes burda yoklama alcam. gittik aysti içtik sigara içtik geldik, karı yok ortada. bekle babam bekle babam gelen giden yok. ikinci sigaraya falan çıktık hala yok kimse. saat 10'da sınıftan eaaaa sikerin hocasını, düştü ders olm düşmediyse bile düşer ortak tepkisi yükseldi evlere dağıldık. hadi evlere dağılalım lafını da çok seviyorum, mümkün olduğunca sık kullanıyorum, bu da başka bi konu. neyse sonuç olarak mal gibi sabahın köründe geyik yapmaya gittik. bu. yarın da sabah. öf.

au revoir.

-artık başka bi dilde bunu söylemek istiyorum. gerçi ispanyolca olsun italyanca olsun fransızca almanca ingilizce hepsini biliyom. ama başka bi dilde söylesem artık ya. gerçi en karizmatiği de au revoir. kimse inkar etmesin.

26 Eylül 2009 Cumartesi

ben nasi ders calisicam.

bu hafta itibariyle house, dexter, himym, two and a half man, bigbang theory yeni sezonlariyla baslamis bulunmakta. ayrica amerikadayken ilk defa izlemeye basladigim ve bagimlisi oldugum madmen de var. pazartesi de okulum basliyo. e nolcak simdi ben onu bilmiyorum. ayrica defter falan da hicbisey almadim. sirt cantami bile bosaltmadim hala emerika macerasinin anilariyla dolu. pazartesi tisortumu giyip gidicem resmen. hic de umrumda degil. zaten ogleden sonra bric oynicaz kadim dostlarla. :) belki de batak oynariz. cimende bric-skoc-tobleron uclusunu ozlemedim degil. bak simdi diziden girdik okulu da ozledigimi farkettim. cok fena haller. :)

o degil de house u izledim ilk once. iki bolum bi arada. 6x01-02 seklinde 1 bucuk saatlik bolum. soyle bi konuda netim ki, bugune kadar hayatimda izledigim en guzel dizi house. gercekten. abartmiyorum uzerinde cok dusundum. cekim kalitesiyle, oyunculuguyla, soundtrackiyle, zekice serpistirilmis detaylarla, gizlenmis ve seyircinin gozune sokulmayan goruntu sanatiyla, izleyiciyi icine ceken senaryosuyla hayatimdaki number one. ilk sezonunu izlerken bu yere dexter sahipti. ama son degerlendirmemle dexter 2 numaradir. uzerinde dusundum cunku. ikisinin de son 2 sezonunu karsilastirdim. ay lav house.

------------------------------------SPOILER----------------------------

dusunsenize 5.sezon inanilmaz bi finalle bitmis. karakteriniz kendini bulmus resmen. araya 4-5 aylik tatil giriyo. yeni sezon basliyo. heycanla indiriyosunuz. iki bolum bi arada oldugunu goruyosunuz daha da bi seviniyosunuz. ve dosyaya tikladiginizda inceden saykodelik goruntuler esliginde no surprises i duyuyosunuz. :) hayir nasi etkilenmiyim ki. al masaustum.


soyle bisey de varki romanlar, filmler, diziler cok goreceli konulardir. genellikle karakterlerin izleyiciyle veya okuyucuyla olan yakinligi sevmemizi veya sevmememizi belirler. oyuzden biri gelip bana gossip girl number one bana gore derse peki derim. :)

20 Eylül 2009 Pazar

home sweet home.

dondum. aslinda sali gunu dondum ama uyku duzenimin kendine gelmesi, ozledigim arkadaslarla gorusmeler falan derken bi baktim 4 gun olmus. oralari simdiden ozledim. ama buralari da cok ozlemisim. oralar buralar derken buralara yaz gunu kar yagiyor canim aklimdan gecmedi degil. nerden estiyse.bikac gundur blogger a giremiyodum cok canim sikildi. masaustu bilgisayarimi da bozmuslar ona format falan attim. hala isi var. yeni aypod tacimla oynayamadim henuz. muzuk bile atamadim. aticam ama. itunes u sevdiremezsiniz. winamptan aticam. yolunu da buldum. ondan sonra cektigim fotograflarin tamaminin raw olmasi iste odev yapar gibi fotograflarla ilgilenmeme sebep oluyo. resmen hadi 5 fotograf kaldi dedim gecen gun. bu ne lan essay mi yaziyorum. dslr makineyle 5 MEGAPIKSEL dumduz jpeg fotoraf cekiyim de gorun. :) tum bu etkenler blog yazmama engel oldu. ama artik hasret sona erdi.
turkiye bitmis. civisi cikmis. uzun bi sure bu yuzeysel geyigi yapmayi dusunuyorum. insan olan yerlere cikmaktan nefret eder oldum. beyoglu haric.
kizil ve turuncu sacli insanlara karsi gercekten zaafim var. hic guzel olmasa bile tanimadan boyle bi saygi duyuyorum. cokenteresan. 15 eylul sali gunu kucuk beyoglunda dakkalarca bakip bakip duran sonra da gamsizca kalkip giden kiz seni cok seviyorum. turuncu saclisin. gozluklerin ve ayakkaplarin da cok guzel. belki blogirsindir diye askimi ilan ettim. ayni yer ayni saat. operim.

cok fotograf cektim ama photoblog tarzi bi site bilmiyorum. yardimlara acigim. feysbuka koyuyorum hep blogir camiasina paylasamiyorum. bu beni uzuyor. yazimi donerken cektigim bi fotografla bitirmek isterim. au revoir.

11 Eylül 2009 Cuma

riders on the storm.


- su hayatta, benden 1 yas buyuk bi kiz tarafindan surulen harley'e sans eseri otostop cekip, kizin kanada asilli ve radiohead hayrani oldugunu ogrenip, gittigimiz yerde 3er bira esliginde muabbet ettim ya; daha da hayattan bi beklentim kalmadi. su an can versem gam yemem. kariyermis coluk cocuga karismakmis paraymis, serefsizim hepsi uctu gitti. hicbir beklentim hicbir hedefim kalmadi. aklim basimda degil blog.

- dovmeme karar verdim. ama param dolayisiyla aypod touch mi dovme mi ikisi arasinda karar vermek zorundayim. yarin dovmecide vericem :) upper arm. shutter. jamesdean. bu kadar ozeti.

- brandon diye bi cocuk var cok iyi anlasiyok, hiking manyagi falan boyle daglara tepelere bi basina cikiyo. onla hiking yapiyoruz cok guzel. ama soyleyecegim bu degildi, 88 model ford mustang i var. bi gece geldi gercek donut gormek istermisin dedi. go ahead dedim. filmlerde gordugumuz videolarda izledigimiz, driftler donutlar ortaligi sise bogan lastikler, oyle bi arabanin icinde olmak nasi bi duyguymus onu ogrendim. binmez olaydim. roller coasterdan daha fena. sonra bi de disardan izledim gercekten yaniyo lan lastik. :D burnout.

- bi hafta icinde donuyorum. cok ozlicem buralari ama oralari da cok ozledim. bilmiyom. karmasik hisler. uzun zamandir da yazamiyodum cok ihmal etmisim blogu. yazicam. adios.

31 Ağustos 2009 Pazartesi

yureginin goturdugu yere git kaptan.

son bikac gundur araliksiz love boat captain dinliyorum. oyle bi sarki ki benim icin, cok inanilmaz seyler yapabilirim dinlerken. ayriyeten de e.e.s. dir kendisi.

mesela ben alkolluyken cok miskin olurum tembel olurum bazi bazi huysuz olurum. bi yere uzanip kafami dinliyim isterim. mesela konser festival gibi yerlerde alkol aldigim zaman cok geriliyorum. bi an once cikasim geliyo insanlar ustume ustume geliyolar hep. cok geliyolar ama. fakat bu sarkiyi dinlerken kalkip cilginlar gibi dans edebilirim. bagira bagira boyle. o kadar etkiliyo beni. simdi eddie amcanin sesinin su rengini begenmeyip de napiceksin.
bu arada burada oruc tutan turkler var, internetten saati falan bulmuslar. gecen gun iftarda pizza aldilar oruc actilar dedim ki pepperoni halis mulis pork, iftari domuzla mi acicaksiniz dedim. yiyemediler pizzayi ben yedim sonra. bence seferiyiz biz. :) dinkulturunde oyle demediler miydi, yalan mi hepsi. sanki turkiyede olsam tutucam da. yanicam mi acaba cok merak ediyorum. olumden sonra hayat falan heycanli di mi.
au revoir.


28 Ağustos 2009 Cuma

barack obama'nin benjamin toschak'la iliskisi?

param yok. saving hesabimda 5 dolar, checking hesabimda 5 dolar, cuzdanimda da 42 dolar 28 sentim kaldi. gittim benjaminleri sactim bestbuy'a.
eos 500d *kalp* ben *kalp* please swipe your credit card.
900 dolar verdigim yetmiyomus gibi bi de babama 200 kusur dolar borclandim sirf almisken batarya da alayim ekstem serisi hafiza karti da alayim cantasi da fiberli olsun uv filtre olmazsa olmaz derken. nasi odicem kara kara onu dusunuyorum. tum biriktirdigim para arti olesiye borc.
bi de hayla yeni bi ipod alma planlarimin olmasina ise diyecek sozum kelimem yok.
bu arada mike's hard lemonade diye bisey kesfettim kahvaltida icer oldum. buyuk migroslarda satiliyomus diye duydum, hemen deneyin derim.

ayriyeten lasömbra dan bu tarafa dogru bi mim gelmis, yol uzun anca ulasti diyorum majestelerine.

7 huyum;
1- disimi fircaladiktan sonra 3+3+4 seklinde 10 kez avucuma su alip agzimi calkalamanin mukemmel dis temizliginin temeli olduguna inanir, her daim uygularim.
alkol aldiktan sonra +3 uzatma setiyle porfekt clean saglarim. kendi icadim.

2- komple karanlikta uyumayi severim ama hep aramam. bazen yorganin altina da girerim, sicak ve nemli havaya karsi boynumun hizasinda hava alma deligi birakirim. gozume de isik gelmez boylece.

3- yastigin altinda elimle, yorganin altinda ayagimla soguk yer aramaktan bazi geceler uyuyamadigim olur.

4- hamburger patates gibi seyleri hardal ketcap mayonez uclusuyle yerim. asla karistirmam. hatta ayni patatesi iki sosa bile banmam. agzimda tadlari kalir, midemde karisirlar.

5- tarhana corbasiyla sogan yiyemezsem gerekirse corbayi icmem sofradan bile kalkarim. cok terlik yemisligim vardir, ama senelerin verdigi tecrubeyle havada metriks gibi kacabiliyorum.

6- aypodumun sarji azaldiginda hava sicaksa kendisini sogutur, soguksa elimde isitirim.
birincisinden cok emin degilim sadece inaniyorum ama ikincisi bilimsel bi gercek. lityum iyon bataryalar sogukta daha az kapasiteyle calisiyo.

7- arabada yan aynalari daha cok kullanirim, benim de icimde bi tir soforu var. olmadi servis cekicem.
guvendigim yasca buyuk iyi soforlere gore bu cok guzel biseymis, beni takdir ediyolar.

vazgecemedigim 7 sey;
bilgisayar, coni-tobleron, aypod, taskebabi-patates puresi-pilav-yogurt dortlusu, dexter, bukowski, diskaviri.

22 Ağustos 2009 Cumartesi

cliff jumping.


cok deli gunler geciriyorum bilok. dun izin gunumdu, mick'in oglu mike bonzo geldi. bonzo da ledzeppelin'den geliyo. boyle bi aileden bahsediyoruz. elin adami ogluna bonzo diye gobek adi koysun, arkadaslari ona hey bonzo diye seslensin. te allam. cildirtcaklar beni. :)

neyse iste biz bunla baya gezmistik bayadir da gorusmuyoduk 1 bucuk aydir falan. bu beni gordu geldi hemen where the fuck are you diye sarildi. vay dedim gardas napiyon coluk cocuk nasi. :D
2 erkek 4 kiz arkadas getirmis yaninda onlarla tanistik iste gittik parka ben bunlari beles soktum gokarttan bilet caldim bungee jumpingde aubrey calisiyodu gittim azcik sakalastik gulustuk falan oraya da bedava soktum. normalde 65 dolar atlamasi, cok illegal islere bulastim. sabahladik sonra cok fena seyler oldu herkes korkutuk sarhos oldu barbeku marbeku derken. yabanci sarhos da bi degisik oluyomus uykusuza konu olucak cinsten. umutsarikaya cizsin. burdan sesleniyorum yetkililere :)
sora gecenin bi vakti kalktik lake george'a gittik cliff jumping yapalim dedi mike. tamam dedim bi goturduler 10-12 metre bi kaya suya atlicaz. anan guzel mi dedim. is your mother beautiful. ne dese begenirsiniz. guzel olmasa babam alirmiydi :D megersem gecen sene turklerden biri ogretmis buna, korktugumuz durumlarda dalga gecmek icin soylenir falan diye. :D
micke anlattik sabah, hadi kalkin gidiyoruz I didnt miss anything yet dedi. dedim 11.15 te iste olmam lazim. ishalsin haberin yokmu dedi. aradi parki once manager sonra supervisor imla konustu hasta gelemicek odada yatiyo dedi. yalanin bini bir para. gittik bi de onla yaptik. video falan var ama nasi yuklicem bilmiyorum. 3gp formatinda internet de yavas cevirici falan indiremedim. neyse boyle cok acayip gunler yasiyorum weed iciyolar bunlar, denettirdiler. hayatim kaydi blog.
au revoir.

19 Ağustos 2009 Çarşamba

cinnet.

elime bi tabanca alip bazi insanlari vurmak istiyorum. bu kadar net bi sekilde cekemiyorum.

hem sevdigimiz insanlar olmasa dunya daha guzel bi yer olabilirdi bence.
sosyopat gibi biraz psikopat gibi ucundan.
kiskanclik bi hastaliksa cok acil tedaviye ihtiyaci olanlar var. ben de dahil.

katil olmak kotu bisey midir, iyi niyetli olduktan sonra?

can baba, yine sen bana iyi geliceksin.

18 Ağustos 2009 Salı

M.I.M. (!?)

lasombradan dunyanin obur ucundan mim geliyoooogr sayirseyinciler.

Hangi şehirde yaşıyosun?

Istanbul. tam istanbul da degil gibi. biraz icinden, baya disindan, sentez misali.


Mesleğin?

Six Flags RollerCoaster Operations. oha, wat mat ama cokguzel duruyo bu. :) saka bi yana ogrenciyim.

Blog yazmaya başlama kararını nasıl aldın?

blog okuyarak. icimden geldi.

Ne kadar süredir blog yazıyosun?

saymadim ama kumandapanelimin (!) dedigine gore 2008 eylul.

Blogunu hangi sıklıkla ziyaret edersin?

36 saat. dakka sasmaz. :) canim istedigi zaman ziyaret ediyorum, etmesem de okuyorum.

PC açıldığında blogunu açmak kaçıncı iştir?

internetteki en son isimdir. uzun zaman aldigi icin keyfini cikara cikara yaparim.

Başka bir blog sayfasında görüp aldığın bir şey ya da gittiğin bir yer oldu mu?

olmadi ama claire de lune'un bora bora'si cok cazip geliyo. :)

Blogunda hangi konularda yazmak seni mutlu eder?

o an canim ne isterse. gunluk olaylar, gozlemler, dramlar, sevincler. bir sen bir ben bir de bebek.

Bloglarda gördüğün diğer blog arkadaşlarını eklemekte seni cezbeden ne olur?

dunya gorusu, ayni seyleri yaziyo olmamiz, okurken tebessum etmem, bi de mizahi olucak biraz.

Blog aracılığıyla para kazanma fikrine nasıl bakıyorsunuz?

hic bilmiyorum da kesin zordur. babamin lafi vardir onu bilirim onu soylerim. dunyada bedavaya hicbir sey olmaz. simdi 15-20 yetele icin de blogumu orospu edemem.

Blog arkadaşlarınla buluşma, bir araya gelme fikrine ne dersin?

cok iyi olur. lasombranin da dedigi gibi yaka kartinda nick olsun. bence eglenceli olur. cok guzel de olmaz ama guzel de olur yani.

Bu soruları kim(ler) cevaplasın?

eaaaa julide, gia, dide, cocobonita.

14 Ağustos 2009 Cuma

efe.

3 hafta önce:

kendi kararımla kendi paramla öyle bir dürttüyle tuttuğum odamdayım yer yatağımda aşırı sıcak odamda votka içiyorum, içeriden hayvani sesler geliyor, sanarsın öküz depreşiyor yada boğa güreşi yapılıyor, kapıyı aralıyorum iki kişi güreş tutuyor harbiden.tekrar kapatıyorum kapıyı, hayalindeki ev tutma macerası gibi değil hatta yanına bile yaklaşamaz sanırım, eskişehire gittiğimde ve ev ortamını gördüğüm ortama pek benzemiyor orda daha çok sanatsal faliyetler resimler güzel müzikler ve haz verici olaylar kültür mantarı içindeyim daha çok. şimdi ise aşırı sıcak odamda gürültülerle ve mehter marşıyla odada kağıt parçalarıyla cebelleşiyorum, büyük sınav bir taraftan sunum hazırlıkları eseyler, konuşma sınavları, hepsi üst üste gelmiş durumda ve kendimde değilim, pek sıcak, içeriden gelen mehter marşı, gürültüler, iğrenç espriler ve yeni yeni burnuma gelmeye başlayan çiğ et kokusunu andıran ter kokularıyla çileden çıkışım ve odadan çıkışım bir oluyor.. hızla et yığınlarına koşuyorum ve sıragelişe uyuyorum yerden yükselen ayaklar sıcak ortam ve hiç spor yapmayan vucutla yere yığılıyorum uyumuşum...

başka bir evdeyim lanet "kur"u tamamlamış ve 4 günlük tatile girmişim, eve uğramadım. 4 kişi 300 ytl yi aşkın para 4 kasa bira sucuk sosis ve çukulata yığınlarıyla başka bir yerdeyim. büyük sınava 4 gün var ve ondan sonra iki sınavla biticek işim. bir iki günü pek hatırlamıyorum takviyeli biralar ve takviyeli sigaralarla geçiyor. yine et yığınlarıyla beraberim, türk sanat müziği rap ve nu metale uzanan bir playlist te gidip geliyor ortam. geceleri hava almaya çıkıyorum 1 2 saat yürüyor geri eve geliyorum. sabahları sucuklu tost, akşam hazır çorba diyetindeyiz. 3. gün birayla açıyoruz kahvaltıyı, akşama kadar 2 paket sigara ve sayısız birayla kendimde değilim gecenin yarısı arkadaşıma dans gösterisi yapıyorum sonra hava almaya. caminin yanındaki birbirine havlayan köpeklere müdahele ediyorum uzlaşması için iki taraflada gidip konuşuyorum iki sinirli köpeğede pink floyd dan bir şarkı söylüyorum. ne yaptıklarını anlayamadığım köpekler bana doğru tehlikeli şekilde geldikleri için burunlarından tutuyorum ( bunu yıllar önce bir arkadaşım söylemişti o gün bugündür hiç aklımdan çıkmadı demen kısmet bugüneymiş) bir kaç höyt yapınca geri çekiliyorlar, caminin yanındaki ağaçlıkta kıvrılıyorum banka, uyumuşum.. büyük sınavın geceside aynı şekildeyim 3 kişi çalışıyoruz güya ortam çok sessiz gülmeden edemiyorum uyumuşuz.. diğer sınavla çok sorunlu geçti geç kalmalar bir kaç yalakalık operasyonu gerçekleştirmek zorunda kaldım.
4 gün daha kaldım aynı yerde, bir gün daha aynı bankta kıvrıldım bunun 3 günü ailem aradı bin kere aradık dediler. 2 kere aramışlardı.. eve döndüm telefonuma baktım kimse aramamış bilgisayarı açtım maillerime baktım hiç ses soluk yok bir ses duyamadım 1 aydır kimse ne aramış ne sormuş. çok iki yüzlü gördüm insanları. ailem çok yabancı geldi sanki onlardan değil buraya ait değilmişim gibi geldi. ciddi bir şekilde konuştum hep.

13 Ağustos 2009 Perşembe

ev.

kendimi cok yalniz hissediyorum. tanidiklarimin benden uzakta yaptigi herseyi kiskaniyorum psikopatca. tanimadiklarimi tanima eyleminden cok sikildim.

sidari cok ozledim raki ve sigara icmem gerekiyo. allahin belasi ispanyada ve telefon kullanmiyo bilgisayari da yok. gonullu calisma kampina gitti dunyadan kopma amacli.
efeyi ozledim. ev tutucaktik. bana bi mail atmis onu copy paste yapicam bigun. john fante gibi yazmis. onunla muzik yapmam gerekiyo, sabaha kadar gulmem gerekiyo, biracips yemem gerekiyo, karakoyde amacsizca yurumem gerekiyo.
marlayi ozledim, sadece ozledim. ozel bi aktivite yok. sadece benimle olmasi gerekiyo. en kotu ihtimalle nefret etmem gerekiyo.
tunayi ozledim, sarim sarim sarmalayasim gerekiyo. taksimden bileklik bakmam gerekiyo. :)
kuzenimi ozledim pes oynamam gerekiyo. dertlesmem gerekiyo. abikardeslik gerekiyo.

ev gibi bir seye ihtiyacim var. eksik bir sey var.

aglayacagim galiba.

meet me in montauk.

bazi bloglar var sikkullanilanlarimda - bariz zorlandim bunu yazarken - , onlara yillardir bakamiyorum. nasi bloglar ama biliyo musunuz gercekten cok guzel. boyle kesfetmisim inanilmaz guzel blog diye okumaya kiyamamisim, sonra tadini cikara cikara okuyayim diye sikkullanilanlara eklemisim. yalniz izleme listesinde degil, sikkullanilanlarda. hani once okucam notumu vericem. :)


neyse bu boyle yani. onlari cok sevdigimi burdan belirtmek isterim, usengeclikten okuyamamis olmam sizi sevmiyorum anlamina gelmiyo. canimsiniz. bi gun okucam.

by the way; bana gokart carpti. gokart ta da calisiyorum bazen inanilmaz zevkli bisey. sabah motorlari falan calistirip test ediyoruz arabalari her arabayi kocaaaman pistte 10 dakka falan test ediyosun. 9.15te ise gidiyoruz iste, gokart tukkaninin acilis saati 12 resmi olarak. siz tahmin edin ne kadar egleniyoruz :) sonra da operator olmazsan pistin belli uclarinda bulunan sandalyeler var oturuyosun bekcilik yapiyosun. golgede. gunes gozlugunu tak. otur. kaza olursa operatore sinyal gonderip arabalari yavaslattiriyosun sonra turuncu fosforlu yelekle piste cikip arabayi duzeltiyosun. is bu yani. bunun saatine 7 dolar 65 sent veriyolar siz dusunun gerisini.

neyse iste bana araba carpti. arabanin tamponu dustu; benim de dizim kanadi. ama gorseniz milleti benden cok panik oldular. tum halk arabalari durdurdu piste indi bana dogru kostular. ben yerdeyim. oh my god lar jesus chris lar havada ucusuyo. :D neyse ben simdi bakkala gitcem, hikaye de bu kadar. :) opuyore.

8 Ağustos 2009 Cumartesi

helecan.

beni heyecanlandiran bazi bazi seyler var. bunlari sana demek istedim sevgili blok. sehir fotorafciligi beni cok helecanlandiriyo. gercekten bolumumle meslegimle hic bir alakasi olmamasina ragmen sehir fotografciligi yapmak istiyorum. magnetlere kartpostallara bastiklari fotograflari cekmek istiyorum. turlu turlu kulelerden ucaklardan ve fotografcilik icin tasarlanmis ozel helikopterlerden 500mm aynali objektiflerle hatta 1000 mm ile fotograf cekmek istiyorum.


bilmedigim yerlere gitmek beni cok heyecanlandiriyo mesela. istanbulda bile cok korkuyorum otobusler arasinda kaybolmaktan bilmedigim semtlerden. ama cok da heycanlandiriyo cok hosuma gidiyo. 400 lu 500 lu ya da a li b li e li bi hat gorunce korkuyorum. 355e diyo mesela o ne ki. ekpresmi semt mi e ile basliyo nedir yani. neyse.

yemek yapmak. beni benden aliyo. hic de oyle yapamam fazla ama olsun. deneyip deneyip en lezzetlisini bulmak, degisik baharatlar denemek, sos tarifleri uydurmak, kafamda olusturdugum tada ve kokuya ulasmaya calismak gercekten cok heycanlandiriyo beni.

bi de, opusmeden onceki tereddutlu yaklasma var ya. te allam. rolir kostira binmek, kendini agirliksiz hissetmek gibi bisey. opusme diil ama. o boyle daha cok zafer edasi kokan bi olay ama o tereddutlu yaklasma, iki tarafin da reddedilme korkusu ya da kafasinin karisikligi. uf. basimi donduruyo resmen oyle bi helecan.

bunlari neden yazdim hic bilmiyorum. icim doldu, bloga dokmek istedim. baybay blok.

31 Temmuz 2009 Cuma

tge #6 - episode bastin bastin.

boston'a gittik sonunda. muhtesemdi. kaldigimiz ve calistigimiz yerden sonra metropol cok iyi geldi. six flags new england'a da ugradik, denemedegim cilgin roller coaster kalmadi. bizarro favorim. 80 derece aciyla gole dogru dusuyo yaklasik 75 metreden. bi de catapult diye bisey var o favorim. bi cubuk dusunun 2 ucunda tablalar var insanlarin oturdugu. duz oturuyosunuz. sonra o aletin 360 dereceyle surekli dondugunu dusunun hem ileri hem geri. anlatamicam o kan sicramasini. google layin cok guzel. beraber binek isteyenle.



six flags bitti, boston' a gectik nihayetinde. duck tours diye bisey vardi, 2.dunya savasinda nazi almanyasinin kullandigi tekerlekli botlari restore etmisler. amfibi arac. hem suda hem karada gidiyo, sehir turu. suya inerken gerilmedim degil ama nasi teknoloji. brava.
hard rock cafe'ye gittik, 5-6 saatimi orda gecirmisimdir, store kismini da resmen somurdum. geceleri cok guzel boston. red sox'in beyzbol macina da gidicektik ama bilet yoktu, bi dahaki sefere gittigimizde insalla. gokdelenin 50. katindan sehir manzarasi izledik. 360 derece boston. durbunler de koymuslar ben maci da izledim. :)
harvard, cambrigde ve MIT ye gittik ordan sonra. cokguzel okullar. vallahi asik oldum. ama parasi da guzel. insanlari falan cok degisik hic inek degiller, cemiyet hayatinin sanatci uyeleri gibiler. herkesin elinde ya bi enstruman ya bi eskiz defteri ya bi fotograf makinesi. cok sevdim insanlari. parali insanlar ama heralde.

akvaryuma gittik okyanus kiyisinda. tum baliklar vardi. penguen sevdim ve besledim cok tatlilar :) eve alasim geldi. deniz aslani besledim. fok besledim. yunusla yuzdum. gercekten kendimden gectigim anlardi bunlar.

poe' nun muzesine gittim. bastinli kendisi. acayip seyler ogrendim onlari sakliyorum.
bastin bastin, dostum dostum turkusunun muzigindendir bu arada.

boston metrosu bokum gibi. eminonu sirkecinden farki yok. amerikanin ilk metrosuymus zaten, acayip de belli oluyodu. boyle. fotoraf makinem yoktu ama arkadaslarin makinelerini somurdum amatordur megapikseldir kalem pillidir dinlemeden. fotograflari toplu olarak yuklemeyi planliyorum. cok cekildik cunku. en kisa zamanda. ayrica bizarro nun videosunu da koymayi ihmal etmedim. ugrastirmayayim kimseyi. operim.




* ben hala yutub izleyemiyorum diyenler icin link,





bi de batman dark knight vardi onun videosunu da buldum, o da sahane. floorless. ayaklariniza filler asiliymis gibi oluyo.


27 Temmuz 2009 Pazartesi

ben yokken cok sey olmus nermin.

maykil olmus. maykilceksin olmus lan geyigine katilamadim mesela. bu beni uzdu.


ergenekonda 100. dalga olmus galba, tebrikler 100.dalgamiz oldunuz diye serbest birakmislar. ben soyleyenlerin yalancisiyim. boyle bisey yoksa ozur dilerim, sahsen 100.dalga olmak isterim.

dolar hala 1.50 imis. simdi ibnelik yapmak istemem ama 2 olsun serefsizim. cebimiz para gorsun gelince.

rte biyiklarinin modelini degistirmis galiba. olm guzeldi lan. ben amerikada senin gibi biyik birakiyorum. hem yok gibi hem var gibi cok karizmatik biyik. :)

twitter moda olmus. bok atmak istemem ama allasen emesende kisisel iletiye @ bodrum yazmadan pek bi farki yokmus gibi geldi bana. hadi tamam o kadar degil de feysbuktaki statusu niye kullanmiyodunuz. ben de simdi gottunger diye site acsam kafama gore konsept yapsam oraya da uye olan cikar kesin. cok bok attim biliyorum, bigun twitter uyesi de olabilirim o zaman vay seni riyakar diye rencide etmeyin beni. su anda haz etmiyorum ama.
nedeni de 3 blogun 2sinde 5 emesen iletisinin 3unde twitter linki gormem.
sonra bisey daha var hizimi almisken tam gideyim, 2006 dan beri olmasi lazim twitterin asagi yukari feysbukun turkiyede yayginlasmasiyla ayni. nerdeydi akliniz.
ben diyorum ki, feysbukta what are you doing right now diye bosluk var. yazin dostum.

bikac sey daha var da gozum sulandi. operim.

24 Temmuz 2009 Cuma

the great escape #5

dun aksam cast party diye bisey vardi; boyle park kapaniyo ondan sonra gece bilmem kaca kadar sirf calisanlara hizmet veriyo aletlere biniyoz bedava yemekler yiyoz falan. yine banci campinge gittim. aubrey vardi. yellow caldi benim icin. ilk defa gece atladim, inanilmaz biseydi. hala ruyalarima giriyo yani. x ile uctuk. :) bi de yellow yani. bi de bulutsuz gece. ben hep ucsam keske.


haftaya sali carsamba minivan kiralayip boston a ve niagaraya gidiyoruz. arabada uyucaz. yani sahsen ben oyle yapicam hayatta para vermem otele motele. otele motele deki ince espriyi farkettiginizi umuyorum. yaparim boyle seyler arada.

fotograf makinesi alicak param yok. lutfen baba. lutfen. soyleyemiyorum da adama bilgisayar senden olsun ben makineyi aliyim diye. kesin evet der ama nedense utandim yani bi turlu cikmiyo agzimdan. of. babam da blogir cikarmis okurmus burayi. hahah :D baba koment attim sana.

bu gecenin muzigi de table top joe olsun.


17 Temmuz 2009 Cuma

the great escape #4

blog seni uzun zamandir ihmal ediyorum. yazacak vakit ve bilgisayar bulamadim. su anda kendi laptopumu ellerimde tutuyorum nihayet. cokguzel bi leptop. blu-ray okuyo, klavyesi isikli. hd ekrani var. eylulde cikicak olan windows 7 ye de ucretsiz yukseltmesi var. ve de kredi kartiylan aldim babami tanimamazliktan gelmeyi dusunuyorum. daha da ne isterim.


insanlar cok guzel. gercekten keske bir fotoraf makinem olsa da cekebilsem. bu aralar ekonomik olarak sikisigim; saatlerimizi azalttilar cok kalabalik oldu park. singapurlularin gitmesini bekliyoruz. hem laptopu babama odeyip hem de fotoraf makinesi alamicam gibi gozukuyo. dur bakalim hayirlisi. gercekten surekli bunlari dusunuyorum. cunku burda da gezerken inanilmaz para yemekteyim. saclarim beyazladi serefsizim; aysonu gelmis babalar gibi elimde cep telefonunun hesap makinesiyle hesaplar yapiyorum. bu ingilizce klavyenin de amugagoyiyim. alisicaz artik. aramizdan bazi zeki arkadaslar cikip diyebilir ki - hic sanmiyorum - turkce yapsana degistiriliyo o denetim masasindan. tus yetmiyo arkadasim, backspace den mi feragat edeyim allahin kici kirik yumusak g si icin. kopyala yapistir yaparim daha rahat.

mick, 44 yasinda bi adam. saclari beyaz ve uzun. mavi gozlu. rakinrol ruhunu kaybetmemis, arabasiyla son ses tesla veya led zeppelin dinleyip gozunde gunes gozluguyle gecerken gorebilirsiniz. tam bir madafaka. asshole. ama ayikken. 6-7 biradan sonra nasi seker bi adam anlatamam. gecen gun oturduk dertlestik. yalniz. ailesi de yok, oglu vardi o da annesinin yanina gitti simdi. 3-4 ay goremem diyo. bazi gunler odasindan cikmiyo surekli iciyo. bazi gunler motoruyla geziyo sikildiktan sonra bana veriyo. ben de geziyorum. ates yakip pearl jam dinliyoruz. 90larda orospu cocuklugu, savas ve pearl jamden baska hic bi sey olmadi diyo. felsefesi bu. coors light icer, en ucuz bira. tadi bana cok kotu geliyo ama deli gibi iciyo. oglu, kendisi, oglunun arkadaslari, ben capkinlik yapariz. dansci kizlar var parkta burada kalan, onlarla cok muhabbetimiz vardir. ben saf gibi flort asamasi yapip konusurken muhabbet ederken, guzel sozler soyleyip tavlarken, bu serefsizin enseye saplak gote parmak gibi bi aliskanligi var. bugune kadar vaow mick, that was cool demeyen bi kiz gormedim. 44 yasindasin hayvanoglu hayvan.

aubrey, bungee jumping dedigim alette calisan muhtesem bi kiz. sarisin ve mavi gozlu ama nasil guzel anlatamam. angeline jolie gibi suh bi havasi var. ve de cok iyi. ilk deneyisimde assagidan are you ready el isaretini yapti, baktim asagi inmenin baska yolu yok, escape isareti de yapip rezil olmiyim diye ipi cektim. prenses gibi. evlenmek isterim. omrumun sonuna kadar severim. ama hic seyimde olmuyo parktayken selam veriyo bazen gormemezlikten geliyorum. olmicak duaya amin denmez diye. neyse.

hannah i uzun anlatmicam. 17 yasinda 25 yas olgunlugunda bi kiz. cok sevecen. can dostum. o da sarisin ve deniz yesili gozleri var. arkadas noluyo ya. sevgilisi var ama nasi salak ve nasi cirkin. guzel kizlar cirkin erkeklerle cikar. bu bi gercek.

kullanmadigim rolir kostir kalmadi, comet' e yerlestim sayilir cogu gunler orada oluyorum. acayip ingilizce konusurum. gercekten how i met your mother ingilizcesine yukseldim. prison break e doru gidiyorum. hatta breaking bad.

deli gibi fotoraf koymak istiyorum ama makinem yok. arkadaslarin cektigi ani maksatli sikko fotoraflari da koymak istemiyorum. insallah olucak fotograf. acliktan zayifladim. zenci gibi yandim. boyle.

birazdan mangal yapicaz birayla, arkadasa supriz dogum gunu. konfeti aldim patlaticam. heves ettim. x de geliyo. hayir, hic de heycanlanmadim. amerikalilar daha guzel. birazcik ruhu var diye heycanlanilmaz. yalan soyluyosam da soylerim blog benim diyilmi. ama hakkaten cok guzel amerikali kizlar. bi tane bulup evlencem. hem de burda kalirim. formalite diyil gercek olsun.

simdilik bu kadar. tekrar yazacagim. laptopum oldugu icin daha sik yazarim. au revoir.
au revoir demisken kanada yakin oldugu icin bolgesel otobuslerde kanadalilar var. muhtesem insanlar. bi tanesiyle tanistim yari fransizca yari ingilizce konustuk allahim nasi guzel insan. montreal.

27 Haziran 2009 Cumartesi

the great escape #3

- laptopumun siparişi iptal olduğu için nete nadir girebiliyorum. saat farkından ötürü de çoğu arkadaşımla konuşamıyorum. burdan selam olsun herkese okumayana da olsun. kredikartım enternasyonelmiş o yüzden kabul edemiceklermiş amerikanexpres istiyolar. son of bitch.

- halim vaktim yerimde. haftada 250-350 dolar arası değişen bi maaşım var. gelmeden önce hesaplıyodum olm ben orda yemem neler alırım neler diye. olmuyo. çok gezince çok yiyiosun. bi de ekonomi güzel olduğu için alım gücü 4-5 kat yüksek o şekilde hesaplayın. misal haftalık alışveriş yapıyoruz 3 arkadaş, 70 dolar tutuyo. yemeğinden tuvalet kağıdına birasına kadar. 21 yaş altı falan dinlemiyorum fake ID falan. yalnız barlar fotorafa da baktıgı için malesef çoğuna giremedim.
- ateşböcekleri çok fazla burda acayip her gece görüyorum. zaten ateş yakıyoruz millet uyumaya gidiyo amerikanlar türkler falan ben tek başıma, veya x ile kalıp ateşböceği seyrediyoz, yıldız seyrediyoz. x türk. o bakımdan olmadı. insan hayıflanıyo lan dünyanın neresine geldim ona mı aşık olucam diye. ama kendime yakın hissettiğimden ötürü kanka olarak kalması iyi. ateşböceği güzeldir. hem gülüyoz.
- burda acayip fazla sayıda sincap ve rakun var çok şekerler. m&m s le besliyorum. müdavim oldular. :)
- domuz yedim. bacondan smokehouse'a hotdoguna hepsini tattım. muhteşem bişey. pirzola gibi tadı var. yalnız ağır. aşırı doyurucu ve ağır. güzel bişey değil. bizim etimiz daha güzel hafif falan hem de lezzetli.
- johnny rockets diye bi hamburgerci var muhteşem biyer. tam bir amerikan klasiği. vintage dekore etmişler. masalarda jukebox var. 5 sent atıp şarkı seçiyosun şarkılarda 60-90 arası efsane şarkılar. 1,5 dolar falan harcadım. :)
- glen falls diye bi kasaba var yakında oraya gittik barları falan çok güzel dediler. gerçekten öyle. filmlerdeki gibiymiş. bilardo var langırt var herkes sarhoş, motorcular var dövmeli kızlar var çok fena. bar kavgası bile gördük madafaka. trainspottingdeki sapık elemanı hatırlar herkes, onun veliahdını gördük resmen. :) çeteler falan çok fazla. kız çeteleri var. laf atıyolar. para da çalıyolarmış ama kız diye yumuşak davranmadık küfürler falan havada uçuştu. kavgaya bile girebilirdik öyle pis insanlar.
- tüm rolır kostıları denedim kendimden geçtim. ulan bizde de yapsınlar ya.
- bi tane bungee jumping var sky coaster diye, 80 metreden iple serbest atlıyosun.
ölümü gördüm, artık tanrıya inanıyorum. küçük holy bible falan aldım boynuma takmak için. hayatım sonsuza kadar değişti.
- dövme yaptırcam mick'in oğlunun arkadaşına. 80 dolara şahane bişey yapıcak ama öyle böyle diil. bakalım.
- harley davidson kullandım. mick'in motoru. samimi olunca 20 gündür verdi bi tur at gel dedi. çok zor kullanması ama gerçekten altınızda bi canlı var. alıcam lan. vallahi alıcam. :)
- hala uzun uzun mick'i , hannah'ı ve aubrey'i anlatıcam sözde. geyleri de anlatıcam. ama onlar durum değil olay hikayesi olduğu için sonraki entry'e kalsın yine rahat rahat yazayım.
- ayrıca görseller için de bekleyiniz. para biriktiriyorum, eos 500d yolda.

- see you later alligator. öpüyorum. he bi de paristeki hardala burdan selam yolluyorum.