10 kasim gozlemlerim oldu. insanlar bu konuyu cok ciddiye aliyolar hayat falan duruyo bu cok guzel bisey. sosyalist arkadaslar kuul havalarinda oyle fazla abartmadan aniyolar falan. fasistler icin adeta giydirip doseme firsati oluyo, en yuce milletin Turk milleti olmasindan tut da, Ataturk'ten daha mukemmel bir insan olmadigina kadar uzayip gidiyo. gazeteler manset atiyo, televizyonlar bagiriyo, asil isleri reklam olan ama kose yazari isminin altinda bu meslegi surdurenler dalkavukluklariyla piskinlikleriyle Ataturk yasasaydi yasamasaydi monologlari yapip, iktidar partisini elestiriyolar. ilkogretim ogrencileri ne oldugundan habersiz, sadece sabahin korunde kalkmaya lanet edip, okullarinda Ataturk'u zerre anlayamayan bir kac adamin bos konusmasi icin okullarina gidiyolar.
biz Kemalistlere gelince;
her sene bu manzaralara daha fazla kahrolarak, yasimizi icimize gomuyoruz, sessiz ve dingin gozlerle olup bitenleri agzimiz acik izliyoruz.
Ata'm ozur dileriz.
* sahteliklerine ragmen yine de Ata'mizi unutmadik, kalbimizdesin tarzi manset atarak bu onemli gunu anan gazetelerin yaninda,
zaman gazetesi : Türkiye ölümünün 71. yılında Atatürk'ü anıyor
taraf gazetesi : Oyle bir emir bulunamadi (hala islak imza pesinde)
hic kimseye bu kadar tukuresim gelmemisti.
11 Kasım 2009 Çarşamba
10 kasim.
Gönderen tyler dördın zaman: 00:22 0 cokguzel bir sayidir.
09 Kasım 2009 Pazartesi
sıçtın mavisi sponsorluğunda vize haftaları.
bakıyorum hepiniz(miz) vize vize diye dolasir olduk. cilgin uykusuz geceler, insani okuma ogrendigine pisman eden readingler, olum gecen donem zormus bu sene kolay olcakmis geyiklerine sahne birakan dersle alakasi olmayan vize notlari, bilemiyorum ne yapmaliyiz.
ben mesela sictin mavisi yerine sictin indigo mavisi gormek istiyorum. veya sictin petrol mavisi. o da olmadi sictin cami yesili de olur. saka saka. yesil hic olmaz. igrenc. sictin bordosu olsa o guzel bak.
hayir benim anlamadigim sictim mavisi o mavisi bu mavisi diye ortalarda geziniyosunuz, ondan sonra bu can egrileri nasi 21/40 cikiyo nasi 24/40 cikiyo ona akil sir erdiremiyorum. ulan siz sictiniz diye size guvenip, inanip ben de sictim. hanginiz bu sicanlar bana da gosterin, egriyi mi yanlis hesapliyolar, yoksa hepiniz mi serefsizsiniz anlamadim gitti. hayir bi yerde guven meselesi. ayiptir. madem yapiyosun, biliyosun, bari sus dersine bak da adam sansinlar. sictin mavisi sictim siyahi diye ortalarda dolasiyosun, bakiyorum egrinin yanina koymussun, sonra sican yine ben oluyorum.
hayir bi yerde hepimiz ayni bokun lacivertiyiz.
bu kadar. simdi bu arkadaslar bi siktirip gidebilir. dagilin lan!
Gönderen tyler dördın zaman: 22:46 4 cokguzel bir sayidir.
07 Kasım 2009 Cumartesi
deli.
helvetica diye font var. cok guzel ismi.
cok uykum var. dun gece bi arkadasin yazligina gittik gecenin 1inde. hic gitmek istemiyodum cunku uykum vardi. ama bogazima bastirilmis gibi bisey diyemedim demek istemedim, koyun gibi gittim. cok guzeldi. bazen boyle etrafimdaki seylerden tamamen elimi ayagimi cekmeyi, randoma birakmayi cok seviyorum.
twitter cok moda olmus. fazla.
yine fena yollardayim. saykil haline geldi galiba bende bu olay.
asla yeni sevgilini veya sevgili adaylarini eski sevgililerinle karsilastirma geyigi var ya. e sen sabitsin, onlar degisiyo kalkulus gerektirircesine, n'olcak simdi hafiz?
kafamda klip cektim sarkiya. ben ve biri. olsa keske. bakalim bi, bence olur bi zaman sonra.
Gönderen tyler dördın zaman: 15:18 3 cokguzel bir sayidir.
31 Ekim 2009 Cumartesi
baba ve kitle.
beni kitle hareketleri cok heycanlandiriyo, mutlu ediyo. hani boyle bir elin nesi var iki elin sesi var gibisi. bakin misal veriyorum ben simdi desem ki vefa boza gunu yilda iki kez olsun daha sik goruselim camiayla. herkes gotuyle guler efendim. desem ki ben haydi blogirlar hepimiz wordpress e falan gecelim olmadi flickr kullanip photo blog yapalim. 10 insandan 8i gotuyle guler, 1 tanesi dusunup hayir der, 1 tane deli de illa ki cikar, olur hadi yapalim tamam der. gordunuz mu. kitleler oyle mi peki. hayir.
misal otobuslerde camlar acik, otobus hizlansin tamam mi. ruzgar da essin. herkeste bi usume rahatsizlanma oflayip puflama ama kimse bisey demiyo. ben o bisey diyemeyenlerdenim. usurum yani gerekirse. ne muhattap olcam banane. bireysel bireysel seyahatimi tamamlarim, montumla atkimla. sonra bi kirilma noktasi var bi kisi ya camlari kapatabilirmiyiz diye gur sesle sikayet ediyo ya, sonra herkes artarak cam kapama istegini once rica sonra gerekirse bagirmaya kadar belirtiyo. iste o zaman ben cok mutlu oluyorum sinsi sinsi guluyorum.
bi de sey var mesela, otobusun haddinden fazla insan tasimasi. once bi kisi nereye ilerleyelim kardesim diyo. sonra boyle herkes dugmesine basilmis gibi yeter be kardesim ust uste mi cikalim, tamam birader ac o zaman ust kati da ilerleyelim, ayip be ayip insaniz insan a kadar bilimum tepkiler bagirislar falan. hele bi de muavin ya da sofor ters cikarsa iste o zaman eglence. senlik gibi parti gibi festival gibi. otur izle. :) bu yuzden nerede beraber hareket etmeye baslayan bir kitle gorsem korkarim, heycanlanirim, bana zarari yoksa keyiflenirim falan. ters cikmamak lazim kitlelere.
bi de yalniz ve baba olan orta yas erkekten ne ekmek yendi be kardesim. ayiptir ya.
yalniz ve/ya dul musunuz. yasiniz 28-40 araliginda mi. cok yakisikli degil gibi ama hafiften sempatik ve karizmatik gibi misiniz, az kirlasmis saclar falan. orta halli bi kazanciniz var mi, cok zengin gibi de degil ama gizli zengin. yemegini ogluyla borgirda yiyen ama evinden turlu turlu viskisi, château margaux su falan eksik olmayanlardan misiniz. hemen bir alisveris merkezine veya komuniteye karisin, cekiciligin doruklarinda gezin.
Gönderen tyler dördın zaman: 19:57 3 cokguzel bir sayidir.
27 Ekim 2009 Salı
ooo layf oooo ooo haylayf.
bu aralar enteresan gunler yasiyorum. guzel seyler var kotu seyler ama sanki boyle olaganustu bi denge var gibi. boyle bi kotu bi iyi bi kotu bi iyi. manyak olucam yakinda. salak salak bi umut havalarindayim ama bilinmez. haftasonu fotograf kulubuyle ada'ya cekime gittik. heybeli olana. ada demek daha guzel. cunku oranin insanlari da adaliyim falan diye konusuyo. bi tane yerde ogle yemegi yedik ev yemekcisi. anne, kiz, teyze ve kucuk oglan olarak minimal bir aile dukkani. :) ama nasil guzel. yerler kirmizi beyaz karo. italyan pizzacilari gibi, sanki adanin ilk dukkaniymiscasina bir sicaklik ve ayni zamanda samimiyet. kendine guven. kiza da asik oldum. gercekten. gozlerinin ici gulen bi insan gormeyeli cok uzun zaman olmustu, oylesine derin.
ben lavabo sirasi beklerken ( klozete lavabo demek? hela hela. isemek icin bekliyorum demeli. ) o da onlugu giymis bulasiklari yikiyodu. ama resmen evlerine misafirlige gitmissiniz gibi. once servis yapti benim catalimi da uzerime dusurerek oldurme tesebbusunde bulundu. sonra ayni insan gece mavisi, masmavi bi onluk giymis bulasiklari yikiyo. cok etkilendim ya hayret bisey. sonra beni gordu, boyle bi guldu sira mi bekliyosun yazik dedi. istanbullu musun falan dedi. biraz muhabbet ettik ayakustu, tekrar insanin icine isler bi sekilde guldu ve isine dondu. benim de aklima AL YAZMALIM geldi. 20 yil sonra istanbullu olduk ya olsem de gam yemem. asyam. :) sonra ben hic konusmadim, ben de adaliyim dedi. oyle mi dedim. ne guzel bisey, burali olabilmek burda yasamak dedim. oyledir dedi. fotografci misin dedi. evet dedim, kuluple cekime geldik. ooo yorulmussunuzdur o zaman dedi. bi gun tekrar yolun duserse benim de fotografimi cek dedi. olur tabi dedim. ama sesim titredi gibi hafiften. aslinda o an deklansore basabilmeliydim, bulasiklari yikarken; elleri suyun icinde. kare oydu. ama korktum. ilk defa fotograf cekmekten korktum. boyle. erguvanlar sarmis her bir yani.
pazar gunu de orienteering e gitcektik cydar la belgrad ormanlarina. yanlis otobuse bindik ve dagcilik kulubuyle gebze'ye gittik. kopruyu gecince killandik ama soyleyemedik cok gecti. icimizden bari uzaga gitmese paramiz yok diye gecirdik :) neyse ki gebze cikti. ekipmanlar falan da ayni olunca hayatimin en buyuk salakligini yapmis oldum. resmen yanlis otobuse binip yanlis bi geziye gittik. 14 kilometre mi 18 kilometre mi ne yuruduk. kayalardan falan indik. ama guzeldi yani. kismetmis. :D
bunlara ek olarak insanin beklemedigi seylerin olmasi, surprizler falan cok guzel. pirpir.
Gönderen tyler dördın zaman: 20:51 3 cokguzel bir sayidir.
21 Ekim 2009 Çarşamba
Who Killed The Electric Car?
Gönderen tyler dördın zaman: 11:03 1 cokguzel bir sayidir.
14 Ekim 2009 Çarşamba
muzikli seyler.
Gönderen tyler dördın zaman: 23:28 5 cokguzel bir sayidir.
okul okul, yanıma sokul.
ordan oraya orospu gibi gider oldum bugün sevgili blok. dişçiye gittim sabahtan ordan maçkadaki fransızca dersine ordan maslağa geldim şuan, bu satırları yazarken fotograf kulübünün toplantısını beklemekteyim.
dişçi koltuğundan nefret ediyorum. 2 haftadır süregelen kanal tedavimin üst dolgusu yapılırken hala acı çekmem, psikolojik mi yoksa herif sadist mi çözemedim. ölü diş yani sonuçta nası bi beynim varsa, o freze denen alet dönmeye başladığı anda acı çekiyorum sanki. force kimseyi dişçi koltuğuna düşürmesin. siz siz olun benim gibi 6-7 yaşında süt içmeyi bırakmayın. günde 2 kere diş fırçalıyorum ona rağmen ağzım dolgu dolu. arkadaşlarım var herifler 3 günde bir rica minnet kokmasın diye fırçalıyo adamların çürüğü yok. nası oluyo söliyim mi. hepside sütü çok seven adamlar. adamlar diyince de komik oldu, gözümün önüne süt içen koca koca adamlar geldi. :) tüm dişçi koltuğuna oturacak olanlara sabır diliyorum. 4-5 sene daha gitmem heralde. gerçi 20likler var daha ama maşallah şu ana kadar ne çürük ne ağrı hiç bi şey yok. onları özel fırçalıyorum sevgi gösteriyorum. olur da biri satış koyarsa şimdiden söyliyim, genel anestezi altında istiyorum işlemi. çok ciddiyim. o strese katlanamam. kanal tedavisinde acı çekilmeyen kısımda bile tansiyonum düştü başım döndü, resmen soğuk terledim. adam korkup ara verdi. of of.
fransızca dersi çok kötü geçti. bilmiyorum neden ama moralim bozuldu. orta seviye kurdan başladım, akademik makademik fazla gelir yapamam ben bilmem dedim. orta kurda resmen hiçbir şey yapamadım kaldım öyle. yapılanların hepsini, dersin tamamını anladım ama egzersiz yapcaz hiç bilemedim. daha doğrusu katılmak istemedim yanlış yaparım diye. insanlar güzel güzel cümleler kuruyolar, hepsini de anlayıp kafamda geliştirdim yanlışlarını düzelttim. ama kalkıp konuşmaya gelince sıfır. aklım gitti. belki de bu yaştan sonra öyle dil dersi falan cümle kurmaca saçma gelmiş olabilir ama sonuçta hevesim kaçtı. yine de her hafta gidicem, dinlemek lazım izlemek lazım unutmamak için. babam doğru diyomuş. dil öğrenmek için 1, maksimum 2 senen var diyodu. ondan sonra istediğin kursa git insanın bünyesi kabul etmiyo, saçma geliyo diyodu. ağaç yaşken eğilir. çok doğru. aferin babama da, bana bi faydası olmadı. haksız çıksa daha bi çıkarlı olurum bence.
sosyalkültürel merkez diye bi oluşum var oraya gittim, geçen seneki briç hocamın seanslarını öğrenmek için. eski arkadaşlarını topla, gelin arada, oynayalım, paralı maralı kaydolmayın diye mail attı adam. onu da hallettik öğrendik inşallah gidicez. bu arada adam inspector gadget'a inanılmaz benziyo tavrıyla konuşmalarıyla falan. :) neyse işte orası böyle büyük bi salon, briç oynayanlar satranç oynayanlar tabu oynayanlar, içeriki odada film izleyenler, enstrüman çalanlar falan dolu. hallettim ben işimi, ondan sonra piyanonun başında bi çocuk vardı. oturdum resmen yarım saat dinledim. kalabalıktı önce, puan kazanmaya çalışan yancı kızlar vardı ay çok güzel diye. onlar dağıldı sonra 3 izleyici bi de çocuk kaldık. çocuk dersini ekti çaldı resmen. :) teşekkür ediyorum sevgili piyanist chanteur. gerçi hiç şarkı söylemedin ama öyle diyesim geldi. fazılsay gibi çaldın maşallah.
son zamanlarda piyano inanılmaz ilgimi çekiyo. bilmiyorum ama bana çok asil bir enstrüman olarak geliyo. gitar falan tırt. ben de çalıyorum gitarı vallahi tırt. piyanonun sesinin rengi bi başka. yer yer zarif, yer yer güçlü. tango yaparcasına. aynı şey saksafon ve kontrbas için de geçerli. bunlardan en az birini çalan bi insan görüyim, tanımasam da sever sayarım. öğrenicem piyanoyu. çok çalamasam bile az çalmalı öğrencem. kararlıyım. saygı duyuyorum sesine.
böyle işte okul yolları. au revoir.
Gönderen tyler dördın zaman: 16:32 2 cokguzel bir sayidir.
11 Ekim 2009 Pazar
thisplay.
dun aksam coldplay tribute konserine gittim. grubumuzun adi thisplay. daha once gucci littlepiggies i, yani radiohead tribute u getiren organizasyon sirketi yine ne yapti etti ulasti bize feysbuktan. cok guzeldi. ama mukemmel de degildi. yani mesela radioheadde 20 miydi 25 miydi neydi bilet, kurusu kurusuna degdi hatta fazlasini hakettiler. gercegine yaklasti. ama bunlar 20 liralik degil de 15 liralik caldilar :) bi kere benim sesim chrismartine daha cok benziyo yani insan tribute olurken dusunur azcik. atiyorum bilge kosebalaban tomwaits sarkilari soyleyebilir mi. hayir. onun gibi bisey. sonra mekan liferoof du, tavan cok alcak, sahne ve salon cok kucuk, sigara odasi dedikleri yer tuvalet gibi biseydi. tavanda da akustik adina hic bisey yok resmen kiremitler celik iskelet falan. cas cas cas diye zil sesinden sarkiyi duyamadik resmen.
Gönderen tyler dördın zaman: 23:22 4 cokguzel bir sayidir.
07 Ekim 2009 Çarşamba
gorgusuzluk.
quiknetimi 20mbps e cikardim. rapid ve netload icin faydasi olmadi limitli hizlari var. eskiden 250-300kbps idi simdi 50-60a dusurmusler.
Gönderen tyler dördın zaman: 00:09 1 cokguzel bir sayidir.
03 Ekim 2009 Cumartesi
filmekimi adi altinda insansikimi.
filmekiminin brosurunu aldim ve tam 9 tane film sectim. hevesli hevesli bu sabah bilgisayar basinda biletleri bekledim. acildi. 3,5 yetele olan filmler biletixte 4,75 olarak yaziyodu. sasirdim ve olsun diyerek devam ettim. rezervasyon sayfasinda tam 10 ogrenci 8 diye bi ibare cikti karsima. vay esolessekler diyip okey dedim. odeme sayfasinda da 3,5 tl hizmet bedeli gorunce ananiskim biletix diye hisimla sayfayi kapadim.
Gönderen tyler dördın zaman: 15:46 4 cokguzel bir sayidir.
28 Eylül 2009 Pazartesi
müzikalleştiremediklerisindemizsinmisinizjgkf?
olm bi onceki yazı 200. yazıymıs kimse uyarmıyo. hayır boşa gitti ona üzülüyom. neyse. kısmet 250 ye. son birkaç gündür evanescence a flaşbek yaptım. vallaha. haunted olsun bring me to life olsun, everybodys fool olsun efendime söyliyim whisper. olm vallaha güzel lan kötü diil. zamanında dinlemişiz fena olmamış yani. arada sırada öyle flaşbek lazım. ratm vardı bi zamanlar. ooo. nası unuttum onu. en yakın zamanda dinleyeyim.
Gönderen tyler dördın zaman: 23:30 1 cokguzel bir sayidir.
26 Eylül 2009 Cumartesi
ben nasi ders calisicam.

Gönderen tyler dördın zaman: 18:54 5 cokguzel bir sayidir.
20 Eylül 2009 Pazar
home sweet home.
Gönderen tyler dördın zaman: 01:05 3 cokguzel bir sayidir.
11 Eylül 2009 Cuma
riders on the storm.
Gönderen tyler dördın zaman: 08:17 1 cokguzel bir sayidir.
31 Ağustos 2009 Pazartesi
yureginin goturdugu yere git kaptan.
son bikac gundur araliksiz love boat captain dinliyorum. oyle bi sarki ki benim icin, cok inanilmaz seyler yapabilirim dinlerken. ayriyeten de e.e.s. dir kendisi.
Gönderen tyler dördın zaman: 08:00 1 cokguzel bir sayidir.
28 Ağustos 2009 Cuma
barack obama'nin benjamin toschak'la iliskisi?
Gönderen tyler dördın zaman: 04:55 1 cokguzel bir sayidir.
22 Ağustos 2009 Cumartesi
cliff jumping.

cok deli gunler geciriyorum bilok. dun izin gunumdu, mick'in oglu mike bonzo geldi. bonzo da ledzeppelin'den geliyo. boyle bi aileden bahsediyoruz. elin adami ogluna bonzo diye gobek adi koysun, arkadaslari ona hey bonzo diye seslensin. te allam. cildirtcaklar beni. :)
Gönderen tyler dördın zaman: 01:50 2 cokguzel bir sayidir.
19 Ağustos 2009 Çarşamba
cinnet.
elime bi tabanca alip bazi insanlari vurmak istiyorum. bu kadar net bi sekilde cekemiyorum.
Gönderen tyler dördın zaman: 06:30 0 cokguzel bir sayidir.
18 Ağustos 2009 Salı
M.I.M. (!?)
Istanbul. tam istanbul da degil gibi. biraz icinden, baya disindan, sentez misali.
Mesleğin?
Six Flags RollerCoaster Operations. oha, wat mat ama cokguzel duruyo bu. :) saka bi yana ogrenciyim.
Blog yazmaya başlama kararını nasıl aldın?
blog okuyarak. icimden geldi.
Ne kadar süredir blog yazıyosun?
saymadim ama kumandapanelimin (!) dedigine gore 2008 eylul.
Blogunu hangi sıklıkla ziyaret edersin?
36 saat. dakka sasmaz. :) canim istedigi zaman ziyaret ediyorum, etmesem de okuyorum.
PC açıldığında blogunu açmak kaçıncı iştir?
internetteki en son isimdir. uzun zaman aldigi icin keyfini cikara cikara yaparim.
Başka bir blog sayfasında görüp aldığın bir şey ya da gittiğin bir yer oldu mu?
olmadi ama claire de lune'un bora bora'si cok cazip geliyo. :)
Blogunda hangi konularda yazmak seni mutlu eder?
o an canim ne isterse. gunluk olaylar, gozlemler, dramlar, sevincler. bir sen bir ben bir de bebek.
Bloglarda gördüğün diğer blog arkadaşlarını eklemekte seni cezbeden ne olur?
dunya gorusu, ayni seyleri yaziyo olmamiz, okurken tebessum etmem, bi de mizahi olucak biraz.
Blog aracılığıyla para kazanma fikrine nasıl bakıyorsunuz?
hic bilmiyorum da kesin zordur. babamin lafi vardir onu bilirim onu soylerim. dunyada bedavaya hicbir sey olmaz. simdi 15-20 yetele icin de blogumu orospu edemem.
Blog arkadaşlarınla buluşma, bir araya gelme fikrine ne dersin?
cok iyi olur. lasombranin da dedigi gibi yaka kartinda nick olsun. bence eglenceli olur. cok guzel de olmaz ama guzel de olur yani.
Bu soruları kim(ler) cevaplasın?
eaaaa julide, gia, dide, cocobonita.
Gönderen tyler dördın zaman: 04:11 0 cokguzel bir sayidir.



