CLICK HERE FOR BLOGGER TEMPLATES AND MYSPACE LAYOUTS »

11 Kasım 2009 Çarşamba

10 kasim.

10 kasim gozlemlerim oldu. insanlar bu konuyu cok ciddiye aliyolar hayat falan duruyo bu cok guzel bisey. sosyalist arkadaslar kuul havalarinda oyle fazla abartmadan aniyolar falan. fasistler icin adeta giydirip doseme firsati oluyo, en yuce milletin Turk milleti olmasindan tut da, Ataturk'ten daha mukemmel bir insan olmadigina kadar uzayip gidiyo. gazeteler manset atiyo, televizyonlar bagiriyo, asil isleri reklam olan ama kose yazari isminin altinda bu meslegi surdurenler dalkavukluklariyla piskinlikleriyle Ataturk yasasaydi yasamasaydi monologlari yapip, iktidar partisini elestiriyolar. ilkogretim ogrencileri ne oldugundan habersiz, sadece sabahin korunde kalkmaya lanet edip, okullarinda Ataturk'u zerre anlayamayan bir kac adamin bos konusmasi icin okullarina gidiyolar.
biz Kemalistlere gelince;
her sene bu manzaralara daha fazla kahrolarak, yasimizi icimize gomuyoruz, sessiz ve dingin gozlerle olup bitenleri agzimiz acik izliyoruz.
Ata'm ozur dileriz.

* sahteliklerine ragmen yine de Ata'mizi unutmadik, kalbimizdesin tarzi manset atarak bu onemli gunu anan gazetelerin yaninda,
zaman gazetesi : Türkiye ölümünün 71. yılında Atatürk'ü anıyor
taraf gazetesi :  Oyle bir emir bulunamadi (hala islak imza pesinde)


hic kimseye bu kadar tukuresim gelmemisti.
 

09 Kasım 2009 Pazartesi

sıçtın mavisi sponsorluğunda vize haftaları.

bakıyorum hepiniz(miz) vize vize diye dolasir olduk. cilgin uykusuz geceler, insani okuma ogrendigine pisman eden readingler, olum gecen donem zormus bu sene kolay olcakmis geyiklerine sahne birakan dersle alakasi olmayan vize notlari, bilemiyorum ne yapmaliyiz.
ben mesela sictin mavisi yerine sictin indigo mavisi gormek istiyorum. veya sictin petrol mavisi. o da olmadi sictin cami yesili de olur. saka saka. yesil hic olmaz. igrenc. sictin bordosu olsa o guzel bak.
hayir benim anlamadigim sictim mavisi o mavisi bu mavisi diye ortalarda geziniyosunuz, ondan sonra bu can egrileri nasi 21/40 cikiyo nasi 24/40 cikiyo ona akil sir erdiremiyorum. ulan siz sictiniz diye size guvenip, inanip ben de sictim. hanginiz bu sicanlar bana da gosterin, egriyi mi yanlis hesapliyolar, yoksa hepiniz mi serefsizsiniz anlamadim gitti. hayir bi yerde guven meselesi. ayiptir. madem yapiyosun, biliyosun, bari sus dersine bak da adam sansinlar. sictin mavisi sictim siyahi diye ortalarda dolasiyosun, bakiyorum egrinin yanina koymussun, sonra sican yine ben oluyorum.
hayir bi yerde hepimiz ayni bokun lacivertiyiz.
bu kadar. simdi bu arkadaslar bi siktirip gidebilir. dagilin lan!

07 Kasım 2009 Cumartesi

deli.

helvetica diye font var. cok guzel ismi.


cok uykum var. dun gece bi arkadasin yazligina gittik gecenin 1inde. hic gitmek istemiyodum cunku uykum vardi. ama bogazima bastirilmis gibi bisey diyemedim demek istemedim, koyun gibi gittim. cok guzeldi. bazen boyle etrafimdaki seylerden tamamen elimi ayagimi cekmeyi, randoma birakmayi cok seviyorum.


twitter cok moda olmus. fazla.


yine fena yollardayim. saykil haline geldi galiba bende bu olay.


asla yeni sevgilini veya sevgili adaylarini eski sevgililerinle karsilastirma geyigi var ya. e sen sabitsin, onlar degisiyo kalkulus gerektirircesine, n'olcak simdi hafiz?


kafamda klip cektim sarkiya. ben ve biri. olsa keske. bakalim bi, bence olur bi zaman sonra.


31 Ekim 2009 Cumartesi

baba ve kitle.

beni kitle hareketleri cok heycanlandiriyo, mutlu ediyo. hani boyle bir elin nesi var iki elin sesi var gibisi. bakin misal veriyorum ben simdi desem ki vefa boza gunu yilda iki kez olsun daha sik goruselim camiayla. herkes gotuyle guler efendim. desem ki ben haydi blogirlar hepimiz wordpress e falan gecelim olmadi flickr kullanip photo blog yapalim. 10 insandan 8i gotuyle guler, 1 tanesi dusunup hayir der, 1 tane deli de illa ki cikar, olur hadi yapalim tamam der. gordunuz mu. kitleler oyle mi peki. hayir.
misal otobuslerde camlar acik, otobus hizlansin tamam mi. ruzgar da essin. herkeste bi usume rahatsizlanma oflayip puflama ama kimse bisey demiyo. ben o bisey diyemeyenlerdenim. usurum yani gerekirse. ne muhattap olcam banane. bireysel bireysel seyahatimi tamamlarim, montumla atkimla. sonra bi kirilma noktasi var bi kisi ya camlari kapatabilirmiyiz diye gur sesle sikayet ediyo ya, sonra herkes artarak cam kapama istegini once rica sonra gerekirse bagirmaya kadar belirtiyo. iste o zaman ben cok mutlu oluyorum sinsi sinsi guluyorum.
bi de sey var mesela, otobusun haddinden fazla insan tasimasi. once bi kisi nereye ilerleyelim kardesim diyo. sonra boyle herkes dugmesine basilmis gibi yeter be kardesim ust uste mi cikalim, tamam birader ac o zaman ust kati da ilerleyelim, ayip be ayip insaniz insan a kadar bilimum tepkiler bagirislar falan. hele bi de muavin ya da sofor ters cikarsa iste o zaman eglence. senlik gibi parti gibi festival gibi. otur izle. :) bu yuzden nerede beraber hareket etmeye baslayan bir kitle gorsem korkarim, heycanlanirim, bana zarari yoksa keyiflenirim falan. ters cikmamak lazim kitlelere.


bi de yalniz ve baba olan orta yas erkekten ne ekmek yendi be kardesim. ayiptir ya.
yalniz ve/ya dul musunuz. yasiniz 28-40 araliginda mi. cok yakisikli degil gibi ama hafiften sempatik ve karizmatik gibi misiniz, az kirlasmis saclar falan. orta halli bi kazanciniz var mi, cok zengin gibi de degil ama gizli zengin. yemegini ogluyla borgirda yiyen ama evinden turlu turlu viskisi, château margaux su falan eksik olmayanlardan misiniz. hemen bir alisveris merkezine veya komuniteye karisin, cekiciligin doruklarinda gezin.

27 Ekim 2009 Salı

ooo layf oooo ooo haylayf.

bu aralar enteresan gunler yasiyorum. guzel seyler var kotu seyler ama sanki boyle olaganustu bi denge var gibi. boyle bi kotu bi iyi bi kotu bi iyi. manyak olucam yakinda. salak salak bi umut havalarindayim ama bilinmez. haftasonu fotograf kulubuyle ada'ya cekime gittik. heybeli olana. ada demek daha guzel. cunku oranin insanlari da adaliyim falan diye konusuyo. bi tane yerde ogle yemegi yedik ev yemekcisi. anne, kiz, teyze ve kucuk oglan olarak minimal bir aile dukkani. :) ama nasil guzel. yerler kirmizi beyaz karo. italyan pizzacilari gibi, sanki adanin ilk dukkaniymiscasina bir sicaklik ve ayni zamanda samimiyet. kendine guven. kiza da asik oldum. gercekten. gozlerinin ici gulen bi insan gormeyeli cok uzun zaman olmustu, oylesine derin. 


ben lavabo sirasi beklerken ( klozete lavabo demek? hela hela. isemek icin bekliyorum demeli. ) o da onlugu giymis bulasiklari yikiyodu. ama resmen evlerine misafirlige gitmissiniz gibi. once servis yapti benim catalimi da uzerime dusurerek oldurme tesebbusunde bulundu. sonra ayni insan gece mavisi, masmavi bi onluk giymis bulasiklari yikiyo. cok etkilendim ya hayret bisey. sonra beni gordu, boyle bi guldu sira mi bekliyosun yazik dedi. istanbullu musun falan dedi. biraz muhabbet ettik ayakustu, tekrar insanin icine isler bi sekilde guldu ve isine dondu. benim de aklima AL YAZMALIM geldi. 20 yil sonra istanbullu olduk ya olsem de gam yemem. asyam. :) sonra ben hic konusmadim, ben de adaliyim dedi. oyle mi dedim. ne guzel bisey, burali olabilmek burda yasamak dedim. oyledir dedi. fotografci misin dedi. evet dedim, kuluple cekime geldik. ooo yorulmussunuzdur o zaman dedi. bi gun tekrar yolun duserse benim de fotografimi cek dedi. olur tabi dedim. ama sesim titredi gibi hafiften. aslinda o an deklansore basabilmeliydim, bulasiklari yikarken; elleri suyun icinde. kare oydu. ama korktum. ilk defa fotograf cekmekten korktum. boyle. erguvanlar sarmis her bir yani.


pazar gunu de orienteering e gitcektik cydar la belgrad ormanlarina. yanlis otobuse bindik ve dagcilik kulubuyle gebze'ye gittik. kopruyu gecince killandik ama soyleyemedik cok gecti. icimizden bari uzaga gitmese paramiz yok diye gecirdik :) neyse ki gebze cikti. ekipmanlar falan da ayni olunca hayatimin en buyuk salakligini yapmis oldum. resmen yanlis otobuse binip yanlis bi geziye gittik. 14 kilometre mi 18 kilometre mi ne yuruduk. kayalardan falan indik. ama guzeldi yani. kismetmis. :D


bunlara ek olarak insanin beklemedigi seylerin olmasi, surprizler falan cok guzel. pirpir.

21 Ekim 2009 Çarşamba

Who Killed The Electric Car?



who killed the electric car adli filmi yeni kesfettim ve izledim. 1996'da General Motors firmasinin elektrikle calisan bir araba uretip bunu piyasaya sunmasi, arabanin buyuk ilgi gorup yuksek bir basari elde etmesi, ve buna engel olmaya calisan guclerin hakkinda oldukca guzel bir belgesel-deneysel calisma. bugun hala elektrikli arabalar yollarda dolasmiyorsa bunun bir sorumlusu var. herkes izlemeli bence.
2010'daki planlanan OTV artisinin % 31.6 oldugunu biliyor muydunuz?
bu artisla birlikte kursunsuz benzinin litre fiyatinin 3.75 ve uzerine cikacagi bekleniyor.
amerikada ise 1 galonu ( 3.91 litre) 2.70 dolardan satiliyor.
Who killed the electric car?

14 Ekim 2009 Çarşamba

muzikli seyler.



- muse un yeni albumu resistance cok guzel. eylulde cikti gerci ama anca dinleyebildim. dienarda 30 liraydi, alamadim. mediamarktta 19 liraya son kalani gorunce resmen etrafima bakip hemen aldim saklaya saklaya :) albumun adini tasiyan resistance cok guzel bi parca. bi de exogenesis diye 3 parcalik bi senfoni de yapmislar. senfoni dediysem chopin ya da brahms degil elbet ama yine guzel piyanolari falan cok hos. yine gitarlar falan britpop ama. orospu gibi grup muse ama seviyorum. yani sanki boyle kiz hayranlarina asilan sanatci tipleri var. ilgi meraklisi hafiften.



- uyuyan insanlar cok masum ve sempatik oluyo bence. cirkin cocuklar cirkin kizlar bile bi anda sempatik oluveriyo. bunu otobuste tespit ettim. elbette bu gruba benim gibi gozu yarim acik veya agzi acik uyuyanlar dahil degil. biz yine yorganin altinda kalmaliyiz. :)

- devotchka devotchka DeVotchKa!

okul okul, yanıma sokul.

ordan oraya orospu gibi gider oldum bugün sevgili blok. dişçiye gittim sabahtan ordan maçkadaki fransızca dersine ordan maslağa geldim şuan, bu satırları yazarken fotograf kulübünün toplantısını beklemekteyim.

dişçi koltuğundan nefret ediyorum. 2 haftadır süregelen kanal tedavimin üst dolgusu yapılırken hala acı çekmem, psikolojik mi yoksa herif sadist mi çözemedim. ölü diş yani sonuçta nası bi beynim varsa, o freze denen alet dönmeye başladığı anda acı çekiyorum sanki. force kimseyi dişçi koltuğuna düşürmesin. siz siz olun benim gibi 6-7 yaşında süt içmeyi bırakmayın. günde 2 kere diş fırçalıyorum ona rağmen ağzım dolgu dolu. arkadaşlarım var herifler 3 günde bir rica minnet kokmasın diye fırçalıyo adamların çürüğü yok. nası oluyo söliyim mi. hepside sütü çok seven adamlar. adamlar diyince de komik oldu, gözümün önüne süt içen koca koca adamlar geldi. :) tüm dişçi koltuğuna oturacak olanlara sabır diliyorum. 4-5 sene daha gitmem heralde. gerçi 20likler var daha ama maşallah şu ana kadar ne çürük ne ağrı hiç bi şey yok. onları özel fırçalıyorum sevgi gösteriyorum. olur da biri satış koyarsa şimdiden söyliyim, genel anestezi altında istiyorum işlemi. çok ciddiyim. o strese katlanamam. kanal tedavisinde acı çekilmeyen kısımda bile tansiyonum düştü başım döndü, resmen soğuk terledim. adam korkup ara verdi. of of.

fransızca dersi çok kötü geçti. bilmiyorum neden ama moralim bozuldu. orta seviye kurdan başladım, akademik makademik fazla gelir yapamam ben bilmem dedim. orta kurda resmen hiçbir şey yapamadım kaldım öyle. yapılanların hepsini, dersin tamamını anladım ama egzersiz yapcaz hiç bilemedim. daha doğrusu katılmak istemedim yanlış yaparım diye. insanlar güzel güzel cümleler kuruyolar, hepsini de anlayıp kafamda geliştirdim yanlışlarını düzelttim. ama kalkıp konuşmaya gelince sıfır. aklım gitti. belki de bu yaştan sonra öyle dil dersi falan cümle kurmaca saçma gelmiş olabilir ama sonuçta hevesim kaçtı. yine de her hafta gidicem, dinlemek lazım izlemek lazım unutmamak için. babam doğru diyomuş. dil öğrenmek için 1, maksimum 2 senen var diyodu. ondan sonra istediğin kursa git insanın bünyesi kabul etmiyo, saçma geliyo diyodu. ağaç yaşken eğilir. çok doğru. aferin babama da, bana bi faydası olmadı. haksız çıksa daha bi çıkarlı olurum bence.

sosyalkültürel merkez diye bi oluşum var oraya gittim, geçen seneki briç hocamın seanslarını öğrenmek için. eski arkadaşlarını topla, gelin arada, oynayalım, paralı maralı kaydolmayın diye mail attı adam. onu da hallettik öğrendik inşallah gidicez. bu arada adam inspector gadget'a inanılmaz benziyo tavrıyla konuşmalarıyla falan. :) neyse işte orası böyle büyük bi salon, briç oynayanlar satranç oynayanlar tabu oynayanlar, içeriki odada film izleyenler, enstrüman çalanlar falan dolu. hallettim ben işimi, ondan sonra piyanonun başında bi çocuk vardı. oturdum resmen yarım saat dinledim. kalabalıktı önce, puan kazanmaya çalışan yancı kızlar vardı ay çok güzel diye. onlar dağıldı sonra 3 izleyici bi de çocuk kaldık. çocuk dersini ekti çaldı resmen. :) teşekkür ediyorum sevgili piyanist chanteur. gerçi hiç şarkı söylemedin ama öyle diyesim geldi. fazılsay gibi çaldın maşallah.

son zamanlarda piyano inanılmaz ilgimi çekiyo. bilmiyorum ama bana çok asil bir enstrüman olarak geliyo. gitar falan tırt. ben de çalıyorum gitarı vallahi tırt. piyanonun sesinin rengi bi başka. yer yer zarif, yer yer güçlü. tango yaparcasına. aynı şey saksafon ve kontrbas için de geçerli. bunlardan en az birini çalan bi insan görüyim, tanımasam da sever sayarım. öğrenicem piyanoyu. çok çalamasam bile az çalmalı öğrencem. kararlıyım. saygı duyuyorum sesine.
böyle işte okul yolları. au revoir.

11 Ekim 2009 Pazar

thisplay.

dun aksam coldplay tribute konserine gittim. grubumuzun adi thisplay. daha once gucci littlepiggies i, yani radiohead tribute u getiren organizasyon sirketi yine ne yapti etti ulasti bize feysbuktan. cok guzeldi. ama mukemmel de degildi. yani mesela radioheadde 20 miydi 25 miydi neydi bilet, kurusu kurusuna degdi hatta fazlasini hakettiler. gercegine yaklasti. ama bunlar 20 liralik degil de 15 liralik caldilar :) bi kere benim sesim chrismartine daha cok benziyo yani insan tribute olurken dusunur azcik. atiyorum bilge kosebalaban tomwaits sarkilari soyleyebilir mi. hayir. onun gibi bisey. sonra mekan liferoof du, tavan cok alcak, sahne ve salon cok kucuk, sigara odasi dedikleri yer tuvalet gibi biseydi. tavanda da akustik adina hic bisey yok resmen kiremitler celik iskelet falan. cas cas cas diye zil sesinden sarkiyi duyamadik resmen.

ama sunu soliyim, ne olursa olsun, politik, yellow, the scientist muhtesemdi :D
hele scientist. herkes oturdu solist de oturdu boyle oturarak akustik havasinda soyledik. hatta turuncu sacli sempatik bi kiz arkadasimiz gitti yanina oturdu sahneye bi elinde bira beraber soylediler :) bi de noldu. giriyoruz tam vestiyerdeyiz. adamin biri bagirip cagiriyo sonra kavga cikti, bodyguard geldi bunu yakapaca attilar. megerse vestiyer ucreti olan 3 lirayi geri istiyomus, adam da vermiyomus. niye mi. herif gercek coldplay sanip gelmis cikmis yukari 15-20 dakka kalmis ondan sonra asagi inip insanlari kandiriyosunuz gercegi degilmis parami istiyorum demis asddgjhk :D :D
afiste gordu tabi chris martini akli basindan gitti. tribute ne thisplay ne, coldplay 20 liraya liferoof da cikar mi bunlari dusunemedi o an :D "coldplay mi. gitmeliyiz. cunku ben cok sosyalimdir" diye sevgilinle grandtoilet giyinip gelirsen cok iyi olmus derim. kusura bakma. :D


iceride onumuzde ziplayan ve diskotopu tutup kopkop yapan gencler de vardi. az gulmedik degil cocobonita hanimla. resmen sinsi gibi gulduk kihkih diye. gecenin sonunda tam cikiyoruz bi baktik bunlar sarhos kor kutuk. kizin sevgili adayi cocuk komaya girmis millet tasiyo tuvalete. kiz etegini falan cikartmis donuyla ve cizmesiyle yari yatar pozisyonda barda. esas cocugun arkadasi da ne goturursem kardir diye kizi opmeye calisiyo falan. hepsi birbirinden komalik alkollu zaten. ami gotu dagitmak deyiminin vidyolu anlatimini gormus bulundum. yazik gunah size gencler.
boyle iste.
and they were all yellow.

07 Ekim 2009 Çarşamba

gorgusuzluk.

quiknetimi 20mbps e cikardim. rapid ve netload icin faydasi olmadi limitli hizlari var. eskiden 250-300kbps idi simdi 50-60a dusurmusler.

ama torrent icin, ftp icin, nasi bisey biliyomusunuz, sanirsin internet kafede baska makineden dosya kopyalayip yapistiriyorum. ama bence cok fazla. olsun bunu da gordum, olsem de gam yemem. 69 lira hem. gerek yok. 10a falan dusucem :D hem bence asil is rapid premium hesabinda. cok ozeniyorum. manyak olur heralde insan. neyse.

03 Ekim 2009 Cumartesi

filmekimi adi altinda insansikimi.

filmekiminin brosurunu aldim ve tam 9 tane film sectim. hevesli hevesli bu sabah bilgisayar basinda biletleri bekledim. acildi. 3,5 yetele olan filmler biletixte 4,75 olarak yaziyodu. sasirdim ve olsun diyerek devam ettim. rezervasyon sayfasinda tam 10 ogrenci 8 diye bi ibare cikti karsima. vay esolessekler diyip okey dedim. odeme sayfasinda da 3,5 tl hizmet bedeli gorunce ananiskim biletix diye hisimla sayfayi kapadim.

gitmiyorum.
hepiniz oruspucocugusunuz. duydun mu biletix.

28 Eylül 2009 Pazartesi

müzikalleştiremediklerisindemizsinmisinizjgkf?

olm bi onceki yazı 200. yazıymıs kimse uyarmıyo. hayır boşa gitti ona üzülüyom. neyse. kısmet 250 ye. son birkaç gündür evanescence a flaşbek yaptım. vallaha. haunted olsun bring me to life olsun, everybodys fool olsun efendime söyliyim whisper. olm vallaha güzel lan kötü diil. zamanında dinlemişiz fena olmamış yani. arada sırada öyle flaşbek lazım. ratm vardı bi zamanlar. ooo. nası unuttum onu. en yakın zamanda dinleyeyim.


itiraf ediyorum, serdar ortaç'ın hadi çal giderken kapımı nefes aldığım süre seninim şarkısını çok seviyorum. sözünü de yanlış yazdıysam tam rezillik. ama anlaşıldı bence şarkı. güzel değil mi melodisi olsun ritmi olsun. bence güzel. hayır gidip elin çingene müziğini dinliyoruz, bakıyorum shantel'de, gogol bordello'da, goran bregovic'de hepinizin elleri havada. e serdara da elimizi havaya kaldırsak çok mu. o da bizim çingenemiz bi nevi. hayranı olmasak da arada bir sevmeliyiz, suyunu vermeliyiz. haksızsam haksızsın diyin. ama çok sert de demeyin. ya da en iyisi bişey demeyin mazur görün. :)

okul başladı. güzeldi. hep güzel insanlar çıktı bugün karşıma özlemişim arkadaş olsun dostlar olsun platonikler olsun. hep böyle olsun inşalla. jslgkjsh :) hayır bi de noldu, sabahın köründe kalkayım 8.30-11.30 mat dersi. lan ilk gün falan dedim matematiksel şeyler sonuçta dedim kendimi doldurdum gittim. hoca kitap ismi falan verdi vizeyi finali söyledi konuları söyledi, bi de salak salak bişiler dedi geyik gibi ama biraz da sıçtı sonra toplayamadı zaten hiç. baktı olmıcak terse gidiyo, öhkm hadi bi ara verelim çocuklar dedi saat 9.10 sularında. dedi ki 15 dakka olsun ara 25te herkes burda yoklama alcam. gittik aysti içtik sigara içtik geldik, karı yok ortada. bekle babam bekle babam gelen giden yok. ikinci sigaraya falan çıktık hala yok kimse. saat 10'da sınıftan eaaaa sikerin hocasını, düştü ders olm düşmediyse bile düşer ortak tepkisi yükseldi evlere dağıldık. hadi evlere dağılalım lafını da çok seviyorum, mümkün olduğunca sık kullanıyorum, bu da başka bi konu. neyse sonuç olarak mal gibi sabahın köründe geyik yapmaya gittik. bu. yarın da sabah. öf.

au revoir.

-artık başka bi dilde bunu söylemek istiyorum. gerçi ispanyolca olsun italyanca olsun fransızca almanca ingilizce hepsini biliyom. ama başka bi dilde söylesem artık ya. gerçi en karizmatiği de au revoir. kimse inkar etmesin.

26 Eylül 2009 Cumartesi

ben nasi ders calisicam.

bu hafta itibariyle house, dexter, himym, two and a half man, bigbang theory yeni sezonlariyla baslamis bulunmakta. ayrica amerikadayken ilk defa izlemeye basladigim ve bagimlisi oldugum madmen de var. pazartesi de okulum basliyo. e nolcak simdi ben onu bilmiyorum. ayrica defter falan da hicbisey almadim. sirt cantami bile bosaltmadim hala emerika macerasinin anilariyla dolu. pazartesi tisortumu giyip gidicem resmen. hic de umrumda degil. zaten ogleden sonra bric oynicaz kadim dostlarla. :) belki de batak oynariz. cimende bric-skoc-tobleron uclusunu ozlemedim degil. bak simdi diziden girdik okulu da ozledigimi farkettim. cok fena haller. :)

o degil de house u izledim ilk once. iki bolum bi arada. 6x01-02 seklinde 1 bucuk saatlik bolum. soyle bi konuda netim ki, bugune kadar hayatimda izledigim en guzel dizi house. gercekten. abartmiyorum uzerinde cok dusundum. cekim kalitesiyle, oyunculuguyla, soundtrackiyle, zekice serpistirilmis detaylarla, gizlenmis ve seyircinin gozune sokulmayan goruntu sanatiyla, izleyiciyi icine ceken senaryosuyla hayatimdaki number one. ilk sezonunu izlerken bu yere dexter sahipti. ama son degerlendirmemle dexter 2 numaradir. uzerinde dusundum cunku. ikisinin de son 2 sezonunu karsilastirdim. ay lav house.

------------------------------------SPOILER----------------------------

dusunsenize 5.sezon inanilmaz bi finalle bitmis. karakteriniz kendini bulmus resmen. araya 4-5 aylik tatil giriyo. yeni sezon basliyo. heycanla indiriyosunuz. iki bolum bi arada oldugunu goruyosunuz daha da bi seviniyosunuz. ve dosyaya tikladiginizda inceden saykodelik goruntuler esliginde no surprises i duyuyosunuz. :) hayir nasi etkilenmiyim ki. al masaustum.


soyle bisey de varki romanlar, filmler, diziler cok goreceli konulardir. genellikle karakterlerin izleyiciyle veya okuyucuyla olan yakinligi sevmemizi veya sevmememizi belirler. oyuzden biri gelip bana gossip girl number one bana gore derse peki derim. :)

20 Eylül 2009 Pazar

home sweet home.

dondum. aslinda sali gunu dondum ama uyku duzenimin kendine gelmesi, ozledigim arkadaslarla gorusmeler falan derken bi baktim 4 gun olmus. oralari simdiden ozledim. ama buralari da cok ozlemisim. oralar buralar derken buralara yaz gunu kar yagiyor canim aklimdan gecmedi degil. nerden estiyse.bikac gundur blogger a giremiyodum cok canim sikildi. masaustu bilgisayarimi da bozmuslar ona format falan attim. hala isi var. yeni aypod tacimla oynayamadim henuz. muzuk bile atamadim. aticam ama. itunes u sevdiremezsiniz. winamptan aticam. yolunu da buldum. ondan sonra cektigim fotograflarin tamaminin raw olmasi iste odev yapar gibi fotograflarla ilgilenmeme sebep oluyo. resmen hadi 5 fotograf kaldi dedim gecen gun. bu ne lan essay mi yaziyorum. dslr makineyle 5 MEGAPIKSEL dumduz jpeg fotoraf cekiyim de gorun. :) tum bu etkenler blog yazmama engel oldu. ama artik hasret sona erdi.
turkiye bitmis. civisi cikmis. uzun bi sure bu yuzeysel geyigi yapmayi dusunuyorum. insan olan yerlere cikmaktan nefret eder oldum. beyoglu haric.
kizil ve turuncu sacli insanlara karsi gercekten zaafim var. hic guzel olmasa bile tanimadan boyle bi saygi duyuyorum. cokenteresan. 15 eylul sali gunu kucuk beyoglunda dakkalarca bakip bakip duran sonra da gamsizca kalkip giden kiz seni cok seviyorum. turuncu saclisin. gozluklerin ve ayakkaplarin da cok guzel. belki blogirsindir diye askimi ilan ettim. ayni yer ayni saat. operim.

cok fotograf cektim ama photoblog tarzi bi site bilmiyorum. yardimlara acigim. feysbuka koyuyorum hep blogir camiasina paylasamiyorum. bu beni uzuyor. yazimi donerken cektigim bi fotografla bitirmek isterim. au revoir.

11 Eylül 2009 Cuma

riders on the storm.


- su hayatta, benden 1 yas buyuk bi kiz tarafindan surulen harley'e sans eseri otostop cekip, kizin kanada asilli ve radiohead hayrani oldugunu ogrenip, gittigimiz yerde 3er bira esliginde muabbet ettim ya; daha da hayattan bi beklentim kalmadi. su an can versem gam yemem. kariyermis coluk cocuga karismakmis paraymis, serefsizim hepsi uctu gitti. hicbir beklentim hicbir hedefim kalmadi. aklim basimda degil blog.

- dovmeme karar verdim. ama param dolayisiyla aypod touch mi dovme mi ikisi arasinda karar vermek zorundayim. yarin dovmecide vericem :) upper arm. shutter. jamesdean. bu kadar ozeti.

- brandon diye bi cocuk var cok iyi anlasiyok, hiking manyagi falan boyle daglara tepelere bi basina cikiyo. onla hiking yapiyoruz cok guzel. ama soyleyecegim bu degildi, 88 model ford mustang i var. bi gece geldi gercek donut gormek istermisin dedi. go ahead dedim. filmlerde gordugumuz videolarda izledigimiz, driftler donutlar ortaligi sise bogan lastikler, oyle bi arabanin icinde olmak nasi bi duyguymus onu ogrendim. binmez olaydim. roller coasterdan daha fena. sonra bi de disardan izledim gercekten yaniyo lan lastik. :D burnout.

- bi hafta icinde donuyorum. cok ozlicem buralari ama oralari da cok ozledim. bilmiyom. karmasik hisler. uzun zamandir da yazamiyodum cok ihmal etmisim blogu. yazicam. adios.

31 Ağustos 2009 Pazartesi

yureginin goturdugu yere git kaptan.

son bikac gundur araliksiz love boat captain dinliyorum. oyle bi sarki ki benim icin, cok inanilmaz seyler yapabilirim dinlerken. ayriyeten de e.e.s. dir kendisi.

mesela ben alkolluyken cok miskin olurum tembel olurum bazi bazi huysuz olurum. bi yere uzanip kafami dinliyim isterim. mesela konser festival gibi yerlerde alkol aldigim zaman cok geriliyorum. bi an once cikasim geliyo insanlar ustume ustume geliyolar hep. cok geliyolar ama. fakat bu sarkiyi dinlerken kalkip cilginlar gibi dans edebilirim. bagira bagira boyle. o kadar etkiliyo beni. simdi eddie amcanin sesinin su rengini begenmeyip de napiceksin.
bu arada burada oruc tutan turkler var, internetten saati falan bulmuslar. gecen gun iftarda pizza aldilar oruc actilar dedim ki pepperoni halis mulis pork, iftari domuzla mi acicaksiniz dedim. yiyemediler pizzayi ben yedim sonra. bence seferiyiz biz. :) dinkulturunde oyle demediler miydi, yalan mi hepsi. sanki turkiyede olsam tutucam da. yanicam mi acaba cok merak ediyorum. olumden sonra hayat falan heycanli di mi.
au revoir.


28 Ağustos 2009 Cuma

barack obama'nin benjamin toschak'la iliskisi?

param yok. saving hesabimda 5 dolar, checking hesabimda 5 dolar, cuzdanimda da 42 dolar 28 sentim kaldi. gittim benjaminleri sactim bestbuy'a.
eos 500d *kalp* ben *kalp* please swipe your credit card.
900 dolar verdigim yetmiyomus gibi bi de babama 200 kusur dolar borclandim sirf almisken batarya da alayim ekstem serisi hafiza karti da alayim cantasi da fiberli olsun uv filtre olmazsa olmaz derken. nasi odicem kara kara onu dusunuyorum. tum biriktirdigim para arti olesiye borc.
bi de hayla yeni bi ipod alma planlarimin olmasina ise diyecek sozum kelimem yok.
bu arada mike's hard lemonade diye bisey kesfettim kahvaltida icer oldum. buyuk migroslarda satiliyomus diye duydum, hemen deneyin derim.

ayriyeten lasömbra dan bu tarafa dogru bi mim gelmis, yol uzun anca ulasti diyorum majestelerine.

7 huyum;
1- disimi fircaladiktan sonra 3+3+4 seklinde 10 kez avucuma su alip agzimi calkalamanin mukemmel dis temizliginin temeli olduguna inanir, her daim uygularim.
alkol aldiktan sonra +3 uzatma setiyle porfekt clean saglarim. kendi icadim.

2- komple karanlikta uyumayi severim ama hep aramam. bazen yorganin altina da girerim, sicak ve nemli havaya karsi boynumun hizasinda hava alma deligi birakirim. gozume de isik gelmez boylece.

3- yastigin altinda elimle, yorganin altinda ayagimla soguk yer aramaktan bazi geceler uyuyamadigim olur.

4- hamburger patates gibi seyleri hardal ketcap mayonez uclusuyle yerim. asla karistirmam. hatta ayni patatesi iki sosa bile banmam. agzimda tadlari kalir, midemde karisirlar.

5- tarhana corbasiyla sogan yiyemezsem gerekirse corbayi icmem sofradan bile kalkarim. cok terlik yemisligim vardir, ama senelerin verdigi tecrubeyle havada metriks gibi kacabiliyorum.

6- aypodumun sarji azaldiginda hava sicaksa kendisini sogutur, soguksa elimde isitirim.
birincisinden cok emin degilim sadece inaniyorum ama ikincisi bilimsel bi gercek. lityum iyon bataryalar sogukta daha az kapasiteyle calisiyo.

7- arabada yan aynalari daha cok kullanirim, benim de icimde bi tir soforu var. olmadi servis cekicem.
guvendigim yasca buyuk iyi soforlere gore bu cok guzel biseymis, beni takdir ediyolar.

vazgecemedigim 7 sey;
bilgisayar, coni-tobleron, aypod, taskebabi-patates puresi-pilav-yogurt dortlusu, dexter, bukowski, diskaviri.

22 Ağustos 2009 Cumartesi

cliff jumping.


cok deli gunler geciriyorum bilok. dun izin gunumdu, mick'in oglu mike bonzo geldi. bonzo da ledzeppelin'den geliyo. boyle bi aileden bahsediyoruz. elin adami ogluna bonzo diye gobek adi koysun, arkadaslari ona hey bonzo diye seslensin. te allam. cildirtcaklar beni. :)

neyse iste biz bunla baya gezmistik bayadir da gorusmuyoduk 1 bucuk aydir falan. bu beni gordu geldi hemen where the fuck are you diye sarildi. vay dedim gardas napiyon coluk cocuk nasi. :D
2 erkek 4 kiz arkadas getirmis yaninda onlarla tanistik iste gittik parka ben bunlari beles soktum gokarttan bilet caldim bungee jumpingde aubrey calisiyodu gittim azcik sakalastik gulustuk falan oraya da bedava soktum. normalde 65 dolar atlamasi, cok illegal islere bulastim. sabahladik sonra cok fena seyler oldu herkes korkutuk sarhos oldu barbeku marbeku derken. yabanci sarhos da bi degisik oluyomus uykusuza konu olucak cinsten. umutsarikaya cizsin. burdan sesleniyorum yetkililere :)
sora gecenin bi vakti kalktik lake george'a gittik cliff jumping yapalim dedi mike. tamam dedim bi goturduler 10-12 metre bi kaya suya atlicaz. anan guzel mi dedim. is your mother beautiful. ne dese begenirsiniz. guzel olmasa babam alirmiydi :D megersem gecen sene turklerden biri ogretmis buna, korktugumuz durumlarda dalga gecmek icin soylenir falan diye. :D
micke anlattik sabah, hadi kalkin gidiyoruz I didnt miss anything yet dedi. dedim 11.15 te iste olmam lazim. ishalsin haberin yokmu dedi. aradi parki once manager sonra supervisor imla konustu hasta gelemicek odada yatiyo dedi. yalanin bini bir para. gittik bi de onla yaptik. video falan var ama nasi yuklicem bilmiyorum. 3gp formatinda internet de yavas cevirici falan indiremedim. neyse boyle cok acayip gunler yasiyorum weed iciyolar bunlar, denettirdiler. hayatim kaydi blog.
au revoir.

19 Ağustos 2009 Çarşamba

cinnet.

elime bi tabanca alip bazi insanlari vurmak istiyorum. bu kadar net bi sekilde cekemiyorum.

hem sevdigimiz insanlar olmasa dunya daha guzel bi yer olabilirdi bence.
sosyopat gibi biraz psikopat gibi ucundan.
kiskanclik bi hastaliksa cok acil tedaviye ihtiyaci olanlar var. ben de dahil.

katil olmak kotu bisey midir, iyi niyetli olduktan sonra?

can baba, yine sen bana iyi geliceksin.

18 Ağustos 2009 Salı

M.I.M. (!?)

lasombradan dunyanin obur ucundan mim geliyoooogr sayirseyinciler.

Hangi şehirde yaşıyosun?

Istanbul. tam istanbul da degil gibi. biraz icinden, baya disindan, sentez misali.


Mesleğin?

Six Flags RollerCoaster Operations. oha, wat mat ama cokguzel duruyo bu. :) saka bi yana ogrenciyim.

Blog yazmaya başlama kararını nasıl aldın?

blog okuyarak. icimden geldi.

Ne kadar süredir blog yazıyosun?

saymadim ama kumandapanelimin (!) dedigine gore 2008 eylul.

Blogunu hangi sıklıkla ziyaret edersin?

36 saat. dakka sasmaz. :) canim istedigi zaman ziyaret ediyorum, etmesem de okuyorum.

PC açıldığında blogunu açmak kaçıncı iştir?

internetteki en son isimdir. uzun zaman aldigi icin keyfini cikara cikara yaparim.

Başka bir blog sayfasında görüp aldığın bir şey ya da gittiğin bir yer oldu mu?

olmadi ama claire de lune'un bora bora'si cok cazip geliyo. :)

Blogunda hangi konularda yazmak seni mutlu eder?

o an canim ne isterse. gunluk olaylar, gozlemler, dramlar, sevincler. bir sen bir ben bir de bebek.

Bloglarda gördüğün diğer blog arkadaşlarını eklemekte seni cezbeden ne olur?

dunya gorusu, ayni seyleri yaziyo olmamiz, okurken tebessum etmem, bi de mizahi olucak biraz.

Blog aracılığıyla para kazanma fikrine nasıl bakıyorsunuz?

hic bilmiyorum da kesin zordur. babamin lafi vardir onu bilirim onu soylerim. dunyada bedavaya hicbir sey olmaz. simdi 15-20 yetele icin de blogumu orospu edemem.

Blog arkadaşlarınla buluşma, bir araya gelme fikrine ne dersin?

cok iyi olur. lasombranin da dedigi gibi yaka kartinda nick olsun. bence eglenceli olur. cok guzel de olmaz ama guzel de olur yani.

Bu soruları kim(ler) cevaplasın?

eaaaa julide, gia, dide, cocobonita.