CLICK HERE FOR BLOGGER TEMPLATES AND MYSPACE LAYOUTS »

21 Eylül 2008 Pazar

la fotografía.

şu taksim'de elinde D80'leriyle şak şak şak fotoraf çeken insanlardan nefret eder oldum sevgili okur.

belki kıskançlık, belki haset diceksiniz ama diil kardeşim. sanatçı tipli insanlar olsa saygım muazzam. ama ufacık ufacık çocuklar bile boynunda D80, Yalçınlar 'dan 87 taksit alınmış, yanında da 1 ay kurs hediye. promosyon olarak verilen bi sanat kursu, kim tarafından nasıl veriliyo ayrı şaşırıyorum zaten de, bu kurstan sonra taksim'de boyunlarında makinelerle dolaşmalarına hasta oluyorum.
evet, fotorafa acayip ilgim var, doru. ortaokuldan beri ilgileniyorum, hergün yeni şeyler öreniyorum, ve de zevk alıyorum. zorunlu olmadıkça ps'ten kaçınıyorum. yani amacım illüstrasyon gibi deil de, doğal fotoraflar ortaya koymak. ama öbür türlüsüne de saygım sonsuz, çok hoş şeyler yapıyo insanlar.
bu d80 jenerasyonu, beni fotoraftan soğuttu, hobimi çaldı. yapmayın çocuğum, yalvarıyorum bak, ağlaya ağlaya terkedicem yoksa makinemi..

10 cokguzel bir sayidir.:

eloise vera dedi ki...

böylesi bir makineye sahip olamayıp, normal bir dijital fotoğraf makinesiyle fotoğrafçılığa gönül vermiş birisi olarak diyebilirim kiii: ben bu insanları bile kıskanır haldeyim. gönül isterdi ki ulu orta yerde ben de bayrak gibi sallayayım fotoğraf makinemi. insana bir ciddiyet veriyor, abidikgubidik fotoğraflar çekse bile. bazen diyorum, o makine bende olsa heheyt neler neler yapardım. neyse, o günler de gelecek.
neyse ki zenitim (L) var. ve fotoğrafçılık aşkım sona ermiyor. ama yine de bahsettiğin tiplere sinir oluyorum. sevgiler. see you.

tyler dördın dedi ki...

benim de zenit'im var, nadiren kullanıyorum :) sony saybırşat ilen fotograf cekmekten helak oldum. ah D80, vah D3. :)

bi sandalye çek ve otur. dedi ki...

''insanlar şahane makinalarıyla nerelere gitmiş de neler neler çekmiş, biz de burda onların fotoğrafını telefonun üç megapiksellik şeysiyle çekiyoruz'' dediğimiz bir fotoğraf sergisi mevcut şu ara. 30 ekim'e kadar santralistanbul'da devam edecek. biz martin parr'ın fotoğrafları için gitmiştik, başka bissürü fotoğraf bulduk. onları da çobeğendik. taksim'deki atatürk kültür merkezi'nden her 20 dakikada bir otobüs kalkıyor hatta.

jolene dedi ki...

beni benden alan tek görüntüyse,yaşlı yaşlı teyzelerin,ellerinde mis gibi makinalarıyla taksim'i bir uçtan bir uca,o gün biz marla hanım'la nerelere gittiysek oralara koşturarak gezmesidir.
koşturarak gezmek iyidir.candır.
teyzeleri de öptüm burdan.

dide dedi ki...

bende de sony var hiçbi şeye benzemiyo. fena çok fena.
santral istanbuldaki sergiyi şimdi senden duydum mum hanım:)
bayramda istanbula gelirsem dali'den sonra ilk yapıcağım organizasyon olarak aldım kendisini listeme :)

Mellö dedi ki...

Artık babasının parası olan herkes fotoğrafçı.Herkes üniversite kazanıyo.o zaman ben tıpı bile kazandım da gitmedim.Ben de bunlara çok gıcıgım.

tyler dördın dedi ki...

evet mesela benim babamın katları yatları olsaydı, çok kralından bi tıp okurdum, elektronik mühendisliği okurdum, hatta emerikalarda okurdum.
burdan ilgililere sesleniyorum, onlar kendini biliyo, şimdi rencide etmiyim :)
fotograf makınenız düşsün de kırılsın diyorum. değerini anlarsınız.

gosalynmallard dedi ki...

Benim tineycır zamanlarımda da benzer bişi klasik gitar için sözkonusuydu. En alakasız adamların bile çalmasa bile evlerinde bir gitarın kuzular gibi yattığını dinleye dinleye büyüdük. Tabii yine bununla default gelen bir de tek elde uzun diğerinde kökünden rendelenmiş tırnaklar vardı. Bilekler dirseğe kadar deri ile sarılırdı.

Biz de bi özenirdik bi özenirdik.. Gitar çalmayan ellere o tırnaklar, bileklere o deriler yakışmaz gibi gelirdi. Aynı öle bişi şimdiki neslin fotoğraf makinası merakı. 5 sene önce görenlere dudak uçuklatan Nikon Coolpix'imi şimdilerde nerelere saklicamı bilemiyorum allah sizi inandırsın.

Bu da böyle bir anımdır =)

tyler dördın dedi ki...

:)
nikon coolpix, sony cybershot, canon powershot. bu seriler sanat ruhunun, objesiyle ekonomik buluşmasını simgeler. ya neyi simgeler başka? :)

IshN dedi ki...

nikon olduğu için kaka o bikere, kötü öğk. şimdi ben burda konuşcam ama sakın yanlış anlamayın. Kıskandırmak gibi bi amacım kesinlikle yok, zaten kıskanmayın çünkü biz makinemle çok güzel sevişiyoruz. Adı Metecan mesela, 2-3 yıllık bi Sony Cybershot'la olan geçmişimden sonra Metecan'a olan bağlılığımı hayal edebilir misiniz bilmiyorum ama bence edemezsiniz. Canon 400D versiyonu bi kişiliktir kendisi. Şimdi bu saat itibariyle çantasında uyuyo. Çok seviyorum ya, öyle böyle değil yani nasıl anlatılır bilmiyorum. Hem bide bu sevginin şöyle gerçekçi bi tarafı var bence, hepsini kendi paramla aldım. Yani açıklamak gibi olmasın, 1500 YTL az değil bence. Kendim ödedim diye söylüyorum, annem babam alsa hayatta söylemezdim. Çok süper bi duygu, valla umarım yaşar herkes bigün. Kendim kendime ilk defa bu kadar büyük bişey aldım yani, çok mutluyum allah çarpsın. Bak tekrar aşkım depreşti kendisine, elim durmak bilmiyo. Şunu da söyliyim susıyım. Bugün Mellö'nün bloguna da yazdım, kesinlikle fotoğrafçı olduğumu iddia eden bi insan diilim çok şükürki. Oh, bitti, döktüm içimi, çok teşekkürler valla.