yeni paraları gördünüz mü sevgili okur. aynı bir monopoli parası. hatta şans yolu fln da olabilir :D
bende 1, 5 ve 200 dışında hepsi var ama kıyamıyorum harcamaya. babam da manyak gibi odada bulduğu eski paralarımı fln yenileriyle değiştiriyo. hayır noldu, cüzdanım hep yeni para oldu. param bitiyo onları harcamaya kıyamıyorum. salak gibi parasız parasız geziyorum :) böyle iyice bi ortalığa düşsün o paralar ondan sonra harcamak istiyorum. hem güzel hem bokum gibi para. eskisi daha kolay tutuluyodu sanki bunlar çok ufak. zaten bozuk paraları yetele döneminde yüroya uyarlamışlardı, şimdi tam oldu. her kuruşumuzla ab'liyiz, yürop olduk brava çok globaliz. o kadar globaliz o kadar globaliz ki top gibi olduk bi şut çekseler filistine kadar gideriz falsolu, işgal bile ederiz. kongrıleyşıns.
bence paranın arkasına da " in tiyyip irdiğin, we trust " yazmalıyık anca öyle tam olur. yoksa eksik yani. yişisin ricip. binim ıyım ricipei.
6 Ocak 2009 Salı
tele.
Gönderen tyler dördın zaman: 21:30 5 cokguzel bir sayidir.
4 Ocak 2009 Pazar
- evet 2009'a hoşgeldiniz sevgili okur. hadi bi öpüşüp barışalım önce burdan bana kızmış okur varsa hiç. belki uyuz olmuştur. belki de çok kızmıştır küfretmiştir. gelin barışalım size zeytin dalı uzatıyorum :)
platformu çektiler. karşıdaki salak bi anda bırakmaz mı. refleksle elimi çektim ama en uzun parmağımız olan orta parmak, yapısından ötürü kaçamadı. nerdeyse kurtarıyodum ama tırnak altta kaldı. şu ana kadar diş ağrısıyla beraber hayatta yaşadığım en büyük acı, tarif edemiyorum. öyle bi an geldi ki, yanımda parmakla ilgilenenlere "kesin lan şunuuuaaa" diye baardım. kırmızı mor ve lacivert olarak renk değişimini tamamladı son 48 saatte. mağazadan bi kaç arkadaş ve annemin iddaasına göre bu tırnak düşermiş. anaokulundayken düşürmüştüm bi kere daha ama şimdi yine panik oldum. o lacivert yeşile ve belki sarıya doru açılcakmış renk olarak gökkuşağı olcakmış :) napalım işte şanssızlık. parmak da kırılabilirdi ki, refleksle çekmesem düştüğünü farketmesem muhtemelen öyle olcaktı. kimsenin başına gelmesin, dikkat edin.- işyeri mükemmeldi bugün. yarın 10da midyear sınavım olmasına rağmen, sabah 7de kalkcak olmama rağmen bugün çok güzeldi. ödüllü pes2009 turnuvası var, playstation 3 turnuvası. turnuvanın futorafları çekilcekmiş, insert, gazete ve web için. geldiler elime bebek gibi K10D sıkıştırmızlar mı :) o an böyle, "taylır bey fotoğraf çekimiyle siz ilgilenecekmişsiniz galba" demeleriyle beraber heycanımı anlatamam. karar verdim, hobide kalmıcak bu iş. az da olsa parası ucundan biraz bu işe de giricem. fotoğrafçı çırağı da olurum, reklamcılıkta da çalışırım, serbest de çalışırım, düğün fotoğrafçısı da olurum :D ne iş olursa yaparım. çok güzel oldu futolar. bi ara üşenmezsem yüklerim. ya da yüklemem belli olmaz. ama bi tane resim koycam yazının sonuna.
- linke tık yaparsanız büyür. çözemedim thumbnail olayını. mimar, grafik tasarım gibi işlerle bilgisayarının sabrını zorlamayıp da inatla intele para verenlere gelsin bu futo. ne? yeşil oje bozmuş mu? evet, ben de öyle düşünüyorum :) ps uğraşamadım. görmeyin onu siz.
Gönderen tyler dördın zaman: 22:52 4 cokguzel bir sayidir.
31 Aralık 2008 Çarşamba
jingle bells.

son olarak da jingle bells tabi ki :) ama bikaç versiyonunu koycam istediğinizi dinleyin beğendiğinizi indirin fln. benim favorim dean martin. gerçekten çok seviyorum bu herifi. birinci sıradaki o, bu arada :) indirmek için divshare yazan yere basın, çıkıyo müzik adıyla sanıyla. burdan gözükmediği için kopya veriyorum birincisi dean martin.

Gönderen tyler dördın zaman: 16:16 3 cokguzel bir sayidir.
29 Aralık 2008 Pazartesi
daydream.
bugün okula gitmedim evde kaldım alışveriş yaptım buralarda fln. 1 saat önce bi kar başladı sevgili okur, nası yağıyo biliyomusunuz böyle rüzgarsız lapa lapa kocaman. noel süsü adeta. filmlerdeki gibi. dışarı çıktım yürümeye kulagımda aypod nası guzel huzurluyum mutluyum. böyle hayalde gibiydim çok enteresan şeyler hissettim, gerçek diilmiş gibi. niye öyle sıyrıldım bi an dünyadan bilemiyorum ama böyle kar yağışları hem hüznü hem mutluluğu yaşatıyo bana. her yılbaşı başka insanlar umutla ve coşkuyla girerken, benim hep bi yanım mutlu bi yanım hüzünlü oldu bugüne kadar. bi önceki yılbaşından o ana kadar olanları düşünüp hüzünlenirdim hep, koskoca 1 sene. zamanın akışı beni korkutuyo sanırım, hayatta ilerlemek istemiyorum en azından bu kadar hızlı ilerlemek. her sene yeni şeyler yeni bi hayat dilimi yeni hüzünler yeni mutluluklar yeni duygular yeni kavgalar yeni aşklar yeni kıyafetler yeni yemekler fln demek. ama eski daha güzel diil mi. yeninin bilinmezliği mi korkutuyo beni yoksa eskinin denenmişliği rahatlığı mı. bilmiyorum işte.
yürürken o kadar güzeldi ki bi ara görüşüm. keşke kamera alsaydım yanıma yururken sankı kendı gozumdenmiş gibi çekerdim dedim. altına da muse-new born koyucaktım fon müziği.
değişmeyen tek şey değişim sanırım ama tüm değişimler beni korkutuyo. bilmiyorum sevgili okur, mesela şimdi bi yanım da acayip değişimi ve yeniliğin bilinmezliğini hayatın süprizlerini fln seviyo bu yukarda yazdıklarım ne kadar saçma lan diyo. kendimi eleştiriyorum.
ikili delilik bu olsa gerek, bi bedende iki ruh fazla demek. birinden biri gidicek. heri potırda vardı ya. ikisinden biri yok olmalı, ya heri ya voldemort, biri varlığını sürdürdükçe diğeri yaşayamaz :D aynen öyle, böyle iki yanım, iki ruhum olmaya devam ederse çatlıcam ortadan o olucak.
kırıstmis heycanını da yaşamıyorum diil, o da bi soraki yazıya. bu böle duygusal olsun.
Gönderen tyler dördın zaman: 22:03 1 cokguzel bir sayidir.
26 Aralık 2008 Cuma
l'hiver.
kar da yağdı be sevgili okur. tabi şimdi aramızda sıcak iklimlerde yaşayan veya istanbul'un ılıman yerlerinde oturanlarınız da olabilir. ama şahsen istanbul'da karı ilk gören, okulların tatil edilmesi için referans olarak kabul edilmeyen bir ilçede yaşadığımdan dolayı, yılın adam gibi ilk karı yağdı. adam gibi dediğim tutmadı ama bildiğiniz lapa lapa yağdı. yerler ıslak olmasa tutardı gerçi, biliyorum ben evet. hep o yüzden tutmadı. bilmiyorum size oluyo mu da ben çok seviyorum kar yağmasını. yağmurdan daha çok severim. işteydim bugün, mağazadan çıkmak için bahaneler aradım, yok müşteri hizmetlerine gidiyim yok bakkala gidiyim yok montaja teslimata gidiyim. bi sürü şey. montaj olmadı hiç ama diğerlerinde çıktım, sallana sallana gezdim :)
padre'yle viski içtik, hava soğuk fln kış enstanteneleri ya, onun da canı çekmiş. 34 yıllık bi johnnie walker var bizde, saklamıştı o benden. onu çıkardı, nası heycanlandım heveslendim. dedemden kalmaymış. böyle güzel bi aroma olamaz yok daha ötesi yani. alkolü hissetmiyosunuz resmen. siz hissetmiyosunuz gerçi de kana karıştıktan sonra çok geç. 3 de bitti, 4.yü koymam heralde uykum gelmesin divx izlicem briç oynıcam fln işim var bisürü. o devam ediyodu içerde en son ama napıyo şimdi bilmiyorum. nası ısındım nası ısındım anlatamam. 5 kupa çay içmiş gibi oldum, odada cam açık ben tişortla hala sıcak geliyo oda :)
böyle işte çok önemli olaylar diil bunlar da, kış'a şahit olmak kıpraştırdı içimi yazıyım dedim. önemli bişey olursa yine yazarım. hiç blog formatı olmadı bu da idare ediverin siz. koyıyım bi kadeh? :)
Gönderen tyler dördın zaman: 23:21 1 cokguzel bir sayidir.
24 Aralık 2008 Çarşamba
yemekmemek.
- burger king'de hayatımın keşfini yaptım. tıpkı himym'deki gibi hayatımın en güzel hamburgerini buldum. steakhouse burger. kare köfteli olan. böyle bi lezzet olamaz sevgili okur, hele ki biftek,pirzola efendime söliyim antrikot fln böyle parça et seviyosanız hele ki mangalda fln. kesinlikle yemeniz lazım bunu. domates, kıvırcık, mayonez, kızarmış soğan halkaları ve dabıl peynirle beraber adeta bir lezzet senfonisi sergiliyor bu arkadaş. hoş, ben mayonez ve domates koydurmayıp ketçap ve hardal koyduruyorum. o da benim yorumum, siz orjinalini yiyebilirsiniz o da çok güzel. domates yazarken çok şüpheye düştüm yanlış yazıyomuş gibi, doru yazdım inşalla. domates. domates. doğru heralde ya. ama o "a" fazlalık gibi geliyo. ala ala. çok yoruluyorum heralde bu aralar.
neyse ne diyoduk, steakhouse. orta boy menüsü 9.75 , süper boyu 10.50 yetele olaraktan paranızı emen bir alternatif. ama son kuruşuna kadar değer, bu kadar güzel olamaz. gönlümde hep bi mekdanıs köfteburger krallığı vardı, arby's te severdim eğer varsa etrafta, börgırdan nefret ederdim. gerçekten nolduğumu şaşırdım sevgili okur.
- yemekteyiz programının fanatiğiyim. nası bok atıyolar karnım ağrıya ağrıya gülüyorum. ama izletiyo yani salak gibi oturup izliyorum :) ben olsam daha güzel şeyler yaparım. bokum bokum şeyler yapıyolar. ben olsam derim ki ne yemek istiyosunuz lan. herkese özel sipariş alırım, hepsini de acayip iyi yapmaya çalışırım. ama ruspuçocukları yine 2 puan verirler yarışma formatından çıkıp hile yaptım diye. öyle ruspuçocukları yani.
- danone nin ufak küpleri var ya çok özlemişim. şu anda aldım önüme 6 lısını, heralde film fln izlerken bitiririm diye düşünüyorum. çilekliydi eskiden bunlar şimdi ikiye ayrılmış bi de orman meyveli çıkarmışlar. eskinin çileklisi şimdinin orman meyvelisi. aman diyorum yanılmayın, alcaksanız orman meyvelisini alın doru olan o. tuzak kurmuşlar bize, atlamayın sakın eneee çilek diye :)
- ellerim çok üşüyo. dışardayken ellerim evdeyken ayaklarım üşüyo. bi çözüm bulmam lazım, hiç koymazdı soğuklar bana eskiden, bu kış nedense çok üşüyorum. öyle bi üşümek ki ölebilirim titrerken. parmaksız eldiven almak lazım. kar eldivenim var da onlar kocaman yani, kaleci gibi dolaşamam öyle ortalıkta. louie vardı ya onun alerji oluyodu elleri, onlar geldi aklıma. çok iyi beyzbol oynarsın diye dalga geçiyolardı :) öyle elim olsa ne korkunç.
- yarın cumulative sınavım var, hiç bilmiyorum napcam. 200-250 kelime çalışmam lazım, sabahleyin akşam çalışırım diyodum. öğleden sonra, akşam listesini çıkarırım yarın sabah otobüste de çalışırım diyodum. şu anda otobüste hallederim ya demekteyim. sabah da otobüste üşenicem aypodla uyucam muhtemelen. böylece bi cumulative sınavından nası 20-30 alınır onu göstercem size. ama kolay çıkarsa alırım lan 60-70. iyi benim ingilizcem.
yazcam aslında çok şey de yoruldum, sonra yazarım bi gün. au revoir.
Gönderen tyler dördın zaman: 21:07 3 cokguzel bir sayidir.
22 Aralık 2008 Pazartesi
e.e.ş.# 4
baya olmuştu bu seriye bişi yazmayalı sevgili okur.
telezyonlarını yeni açan izleyicilerimiz için;
http://bencekinsafrakesesiyim.blogspot.com/2008/10/erotik-arklar.html
http://bencekinsafrakesesiyim.blogspot.com/2008/10/ee-2.html
http://bencekinsafrakesesiyim.blogspot.com/2008/10/ee-3_11.html
tgar'da yeni bi şarkı keşfettim, gerçi bi kaç şarkı daha keşfettim ama onların adını perşembe fln örencem inşalla. şimdi kime sölediysem ohooo ben biliyorum bunu dedi çok utandım. o yüzden koymaya da korkuyorum. ama biliyosanız da bilmiyomuş gibi yapın üzmeyin beni. ya da naparsanız yapın yeni keşfettim ne varmış elle elle.
böyle seslere çok hayranım, jazz gırtlak gibin. ki bu arkadaşlarımız jazz, funk ve rock'n roll söyleyebiliyolar. last.fm de araştırdım bebeyimiz caz da sölüyomuş. bebeyimiz dedim de çok çirkin bence. sesi güzel. sesini alalım başka bi kafaya monte edelim. :)
ondan sonra bi de bu var, bu da enteresan bi şarkı. üstteki kadar güzel diil de, yine eeş olur yani bence. olmazsa da olmasın. çok huzurlu bi gecedeyim öylesine yazıyorum eeş olsa da olur olmasa da. demin şafıl oldu, duyunca aaa eeş dedim. bu çokgüzel yağmurlu günde kucak dolusu sevgiler gelsin, herkes sevgi dolsun, elinde çayla fln. :)
Gönderen tyler dördın zaman: 22:22 3 cokguzel bir sayidir.
18 Aralık 2008 Perşembe
açımaçımaçım.
- son moda dümdüz şekilsiz botlar sanırım sevgili okur. tiki arkadaşlarımızda çok görmeye başladım. her yerde o botlardan var. hayır böyle pofuduk-şeker konseptinden mi ekmek yemeye çalışıyolar anlamadım ama bi boka da benzemiyo yani o ayakkabılar :) dümdüz poları al ayakkabı kalıbına sokup dikiş at. altına da uyumlu bi renk kauçuk yapıştır. sonra git 300-350 liraya sat. sen de git "38i kalmadı mı nası kalmaz deponuzda fln yok mudur, başka şubeden getirebilir misiniz peki?" diye sor. hıyar mısınız anlamadım ki. olacak iş değil. eskiden tikidir, onun da hayata bakışı bu, süslenmeyi takmayı takıştırmayı insanların onu beğenmesini çok seviyo fln derdim, mesafe koyuyodum muhattap olmuyodum. ama bi yere kadar, hoşt yani hıyarlar. o para için 10-15 gün çalışıyorum lan ben. hayır ne biliyim, gidersin harli alırsın ket alırsın. onlar da çok para ama araba gibi ayakkabılar yani. bende bi tane var harli, 4 sene önce aldıydık babam çok güzel taş gibi diyince. hala giyiyorum yani bi damla su, bi nebze soğuk almadı, hakkaten araba gibi. daha da giyerim 2-3 sene taş gibi duruyo. ama sen git aptal saptal şeye o kadar para ver, hıyar damgasını hakedersin yani kusura bakma.
- bu domino's orta pizzalar niye 22 lira ya. bi de bi tane alınca bedavası fln var 4 yetele farkla. ne kadara geliyo bi tanesi o zaman 13 liraya. ki böle bi kampanya yapıyolarsa o 13ten de kazanıyolar baya demek ki. yap o zaman 15 lira bi tanesini biz de alalım, sen de kazan ben de doyayım. iki tane alana da yüzde 10 indirim yap, 27 lira versinler. hem tek orta pizza satışınızı arttırdım, hem de iki tane pizza kampanyasında 1 lira kara geçirdim. ne biçim pazarlamacınız var anlamadım ki :)
- çok eleştirel bi yazı olmadı mı ya. çok bi bokum da sanki eleştiriyorum. bak kendimi de eleştirdim. hasta mıyım neyim. beni bu buz gibi havalarda evde bi başına aç kalmalar mahvetti okur. hadi be dominos, 15e anlaşak kanki?
Gönderen tyler dördın zaman: 16:29 3 cokguzel bir sayidir.
17 Aralık 2008 Çarşamba
zeyrek rapsodisi.
- soad-aerials çok güzel şarkı bence. manyak oldum bugün. gerçi bi aralar baya tartışılıyodu soad, tek iç meselemiz olmuştu. gerçi şimdi gugıldan aratıp gelebilir bazı vatansever arkadaşlar. blogum fln heklenebilir, türk bayrağı fln konulur kocaman, çok konuşmıyım ben :) işi gücü bu olan bilişim üstadı türkler var çünkü, dünya çapında bu tarz şeylerle uraşıyolar. benim gücüm yetmez aşık atmaya. soad napmıştı, bi konserde türkler ve köpekler giremez mi ne yazmıştı dimi. daha dorusu fan gruplarından biri yazmış da öyle lanse edildi. atv habere bile çıkmıştı. başka haber olmadığı için gündemi oluşturduydu o vakitler. yine alevlendirmiyim ben, siktir git lan bok soad.
- bok dedim de aklıma geldi, ben hiç okulda tuvalete gitmedim sıçma amaçlı. mesela ilkokulda ortaokulda fln yaşanan sıkışma durumları çok felakettir. hele okula servisle gidiliyosa fln uzaktaysa oyyy. genelde sırasına oturur mağdur kişi. soğuk terler dökülmekte, çaktırmadan kıvranılmaktadır. o sırada ilgili ve sevecen bi arkadaş gelir;
* noldu x, neyin var?
* yok ya bişey hastayım biraz başım ağrıyo. midem de kötü bulantı fln. siz çıkın tenefüse, diğer tenefüs girerim oyuna ben. ebe olarak girerim problem de çıkmaz. biraz uyuyım geçer belki.
* peki sen bilirsin. iyisin dimi örtmene söliyimmi?
* yok yok bişi deme o kadar diil, sakın söleme. siz başlayın oynamaya gelirim ben.
* peki x'cim sen bilirsin, hadi görüşürüz.
* hı-hı e-evet. gö- görüşürüz. (hııaaaghkdfadfj..)
:) yaşamadım diyen genç varsa alnını karışlarım. çok planlı bi çocuktur o, her sabah çıkmadan sıçanlardandır. var mı aramızda öylesi? belki vardır. planlı sıçmıklılar sizi.
- cydar'ların evi çok güzel lan. yıllardır geldiğim yer de bu gece bi daha hoşuma gitti. 3 katlı, ahşap. daha dorusu iskelet beton da, dış komple ahşap, antika bi ev. içi son teknoloji. apple'dan geçilmiyo mesela. kaloriferli fln gayet teknolojik,rahat fln. ama biz antikalık yapıcaz ya illa, çatı katına çıktık sobayı yaktık. kestane pişiyo üstünde, kupalarca çay, bardak bardak şıveps limon, djarum, ps3. fonda da kısık bi seste buena vista :) bi de essay yazması lazım bu salaan, du bakalım bi yardım eli uzatıcam birazdan. ablası fransada okuyo, telefonda arkadaşıyla konuşuyodu demin tamamen fransızca. ağzımızın salyaları akarak izledik kendisini. fransız filminin içinde olmak gibi gerçek böyle tamamen halk arası konuşmalar ve muhteşem telafuz. 4 yıl fransızca gördüm cümlelerin yarısını ya yakaladım ya yakalayamadım öyle bişey. ah ulan ah.
ben başka şeyler de anlatcaktım da kestane yani bu nihayetinde, kusura bakmayın şimdi :) adios.
Gönderen tyler dördın zaman: 00:35 0 cokguzel bir sayidir.
15 Aralık 2008 Pazartesi
yorganda kene var.
teknik servis elemanı oldum çıktım sevgili okur. bikaç gündür işler yoğun tiviler bilgisayarlar fln kapış kapış. ulan kriz var fln yalan yani millette ne para var bi görseniz. plazmayı alıyo 4 milyar, nakit ödersem indirim olur mu diyo. höst be ayı. ama montaj teknik servis fln çok zevkli :) bi kere arabayı alıyoruz altımıza, mağazadan uzaklaşmış hava almış oluyosun, sonra bi zaman sınırlaması yok yavaş yavaş sallan dur yani. yemek ye, bişiler iç, bi vinstın yak fln oah. birazcık yoruyo işte ama olsun o kadar da olcak. 54 kiloluk plazma var lan eşşek ölüsü gibi. çoğu 30-40 kilo civarında, iki kişi taşıyoruz ona rağmen yusuf yusuf düşürcez diye. insanlar çok tip. bahşiş veren mi istersin çay ikram eden mi tost yapan mı yemeğe çağıran mı yaşıt kızıyla oğluyla tanıştırıp kanka yaptıran mı :D kapının önünde ayakkabısının arkasına basarak paspasta çıkarıp içeri giren bildiğin teknik servis oldum. ama post-modern teknik servis bu tabi, ayakkabılar konvers saçlar uzun, küpeli fln. görünce de şaşırıyolar öyle tip adam, üniversiteli. türkiye değişiyor ey sevgili halkım :)
şimdi başlığın ne alakası var, ağzıma bugün takılan bi şarkı bu. nerden duydum hiç hatırlamıyorum. yorganda kene var, kopar kopar gene var :) dünyadan taylır bildirdi, yakşamlar.
Gönderen tyler dördın zaman: 00:19 4 cokguzel bir sayidir.
9 Aralık 2008 Salı
5 Aralık 2008 Cuma
bloga yazamadığım şeyler var. onları içimde bi bloga yazıyorum, iç blogu. bi gün ikisini yüzleştiricem ve işte o zaman havai fişeklerin nası yıldızlara dönüştüğünü hep beraber izlicez.
Gönderen tyler dördın zaman: 23:00 8 cokguzel bir sayidir.
30 Kasım 2008 Pazar
barfly.
Barfly, uzun süredir merak ettiğim ama filmcilerde bulamadığım bi filmdi. bu böyle olmicak dedim, divx'ini bulup indirdim. bence güzel oldu. film olarak şahaser denilcek bi film değil, senaryosu da oyunculuğu da orta düzeyde. gerçek senaryosunu okumak istiyosanız, factotum adlı kitabı okuyabilirsiniz. Film, Charles Bukowski'nin 10 yıllık bi döneminden sadece 4-5 günlük bir kesit. Senaryosunu bizzat kendi yazmış. Bunun dışında alka-seltzer, brahms, bourbon gibi sadece kitaplarında görebileceğiniz, ona has detayları görmek insanın çok hoşuna gidiyo. konusunu anlatmicam, Henry Chinaski'yi merak ediyorsanız filmi izleyin, çok uzun da değil, bişey kaybetmezsiniz. Filmin başlarında Bukowski'nin kendisini de görürseniz şaşırmayın :) tüm süprizini kaçırdım ama çok güzeldi, görünce aaaa dedim :D
1987 yapımı olduğundan sesler, görüntüler ve müzikler hoş bi nostalji oluşturmuş. ayrıca credits bölümünü de es geçmeyin, zira o yıllarda film çekmenin nası bişey olduğunu fln çok güzel anlatıyo. acayip acayip işler yapan adamlar var, böyle ilkel gibi. şimdiki creditsler 20 dakka sürüyo mesela. herşeyin bi executive, master, alternate gibi çeşitleri var. zamanında öyle olmadığını çok güzel gösteriyür.
özet olarak izleyin, imdb 6.9 vermiş, benden de bi 7.5 çıkar. adios.
Gönderen tyler dördın zaman: 13:16 0 cokguzel bir sayidir.
26 Kasım 2008 Çarşamba
pluie.
- ne güzel yağdı bugün demi lan istanbullu okur :) vallahi çok güzeldi. ne zaman yürüsem çiseliyodu, bi arabaya biner binmez sağanak başlıyodu camdan izliyodum. bence çok şanslıyım ıslanmadan muhteşem bir yağmurlu gün geçirdim :)
- gözleri derin derin bakan insanlara hayranım. böyle kimi insan olur hani, bomboştur gözlerinin içi, boş bakar yani öylesine surat olsun diye suratı koyulmuş gibidir. kimisi de öyle bi bakar ki, öyle bi bakar yani. ilk baktığında anlarsın zaten, alev alevdir o gözler, derinliğini görebilirsin. öyle insanların da gözüne bakar bakmaz çoğu özelliğini huyunu fln anlarım, hayret bişey. kız olsun erkek olsun, gözleri yanan insanlarla aynı ortamda bulunmaktan, sohbet etmekten acayip keyif alıyorum, hatta bi kasa bira yada dolu bi çaydanlık bıraksan 48 saat aralıksız sohbet ederim diye iddaa ediyorum. bi insanın en önemli yeri gözleridir.
- okulda bi çift var, nası güzel sevgililer. böyle bayadır görüyorum, heralde okulda tanışıp sevgili oldular diye düşünmekteyim. ama böyle evli gibiler resmen, briç kursuna da beraber geliyolar fln ikisi de zehir gibi zeki, kültürlü fln güzel de insanlar, anlaşılıyo oturup kalkmalarından konuşmalarından fln. kız çok güzel. seksi felan diyil bildiğiniz bir güzel yani, bebek gibi. çocuk da ashton kutcher la jim sturgess ın birleşimi gibi bişey. hatta ikisinden de karizmatik, yauşuklu. tencere kapak yani resmen, ikisi de yürürken böyle bi dönüp bakıyosun ister istemez, oha ne güzeller diye. elleh bozmasın. hep izliyorum ben elimde çay bahçedeyken. bişiler anlatıyolar arkadaşlar fln ama dikkatim dağılıyo hep onları izliyorum. taş kağıt makas oynuyolardı dün :) bakın çocuk aşağıdaki videoda piyano çalan çocuğa benziyo. o piyano çalanın elleri de çok güzel. benim elim gibi güzel. ama ben piyano çalamıyorum öyle. boş boş duruyo el. :) ne çok gözlem yaptım yareppim yeter, hadi adios :)
bu da yağmurlu gün şarkısı olsun. ıslanırken buzlu skoç da çok güzel gidiyo bu arada.
Gönderen tyler dördın zaman: 23:20 0 cokguzel bir sayidir.
25 Kasım 2008 Salı
sweet monday.
-uf bugün ne biçim souktu he. ama çokgüzel bi gün oldu böyle acayip yorgunum. alkollü beyin yorgunluğu :) ecüklen buluştuk sonunda, odtüyü kazandı bu hayvan, iç mimarlık. hiç beklemezsin yani böyle 210 220 yapıyodu ama son 2 ay çok sıkmıştı kendini. neyse ankarada tabi haliyle, çok özlemişim sıçtım gülmekten. bi ara ciddi ciddi tutamıcam kendimi işicem sandım öylesine karnım ağrıdı :) otobüste geliyürük, bi çocuk var annesiyle ufak böyle. nası tatlı. lan iyice babacan bi adam oldum çıktım, ufak ve şeker çocuklara dayanamıyorum. salak nası şımarık bi de yavşıyo böyle. önce pas vermiyo ufaktan kesiyo sonra yavşıyo :) mest etti tüm otobüsü. çişi geldi bunun, su şişesi verdi bi adam, annesi de işetti mecburen gizlice. bırakıcak çünkü öyle inatçı. nası suratı kaydı salaan, böyle kendinden geçti :D şu an taklidini yapıyorum yüz ifadesini ama göremiyosunuz çok kötü bişey bu yazıyla bişi anlatmaya çalışmak. hayatımda böyle bi şapşal şeker çocuk görmedim, ay gerzek koparcam ağzını burnunu :D
- otobüs kavgaları çok komik, böyle ağzımı kapatıyorum güldüğümü görmesinler diye :) ya da cama dönüyorum falan. bi kavga bi aksiyon seziyim, hemen kapatıyorum aypodu, pür dikkat takip ediyorum :) ama gerçekten komik yani. nası cazgır insanlar. biri bana laf atsa öyle kavga çıksa hiç uraşamam yani. kısık sesle siktir derim geçer giderim nası kavga ediyolar. sanırsın siyaset meydanı. hayır bi de boktan püsürden konular. hani mesela cüzdanını çalar biri, ona kavga çıkarırsın ağzını burnunu kırarsın, otobüsten fln attırırsın da, böyle koltuk için önce inmek için önce binmek için her boka bi kavga. niye orda duruyosun diye bi kavga bile çıktı ayaktaki insanlar arasında :) mecbur olmasam hiç binmem otobüse fln, tanımadığın 845 insanla paylaşmak zorunda kalıyosun, hepsi de birbirinden tip. -bordo bok hariç, ikimiz binek otobüse bide şöför olsun, dağlara taşlara sürelim otobüsü. yüreğinin götürdüğü yere götür bizi kaptan- :)
- bazen çok bencil oluyorum yalnızlık konusunda. özellikle otobüslerde. tanıdık fln çıkınca mesela çok gergin bi ortam oluyür. geliyo illa yanına oturuyo. çok sevdiğim muhteşem bi insan dahi olsa, otobüs yolculuğu muhabbetinin sınırı bellidir yani. istemiyorum ben genelde öyle sohbet etmek. rahatsız edici sessizlikler fln. tak kulağına aypodunu, yol bitene kadar tanımayın birbirinizi. sevgilim fln olsa onla bile heralde öyle giderim. ne biliyim daha çok seviyorum öyle kendimle kalmayı, müzikle yol izleyerek camdan felan. o yalnızlığımı almıyolar mı işte elimden, çıldırıyorum. tek kulaklıkla sohbete katılmaya çalışıyorum ayıp olmasın diye. o ikinci kulaklık elde, takıyım mı takmıyım mı gerginliği yok mu öldürüyo beni. ayıp olur gibi geliyo. ama en sonunda bi yerde bitiyo muhabbet takıyorum ben de. kesin çok uyuz oluyodur o insanlar ama napıyım yani öyle. fedakarlık edemem o keyfimden. sevgili bile olsa etmem heralde. en fazla yarısını ederim ya da ne biliyim :)
çok konuştum, 5 günün acısıdır bu. daha sık yazıcam umarım, see you soon diyorum.
* nası bi kolye o yareppim. öl resmen. uçan hollandalı; nostaljik yarim :)
coleyn ve gia'ya da öpcük.
Gönderen tyler dördın zaman: 00:20 2 cokguzel bir sayidir.
19 Kasım 2008 Çarşamba
my little daughter.
kız çocukları çok sevimli geliyo bana bu aralar, acayip görüyorum böyle 2-3 yaşında topik topik. yavrum ya. kız babası olmak da çok zor iş ama. kızım olsa koycağım isimler var mesela, yani daha dorusu annesiyle tartışırken koymayı gündeme getireceğim, masaya koyacağım isimler. nil, ela ve ada. bu üçünden biri, ikinci isim olarak olsa bile kesin olmalı. gerçi zevkliyimdir yani, seçtiğim isimler de güzel isimler :) hangi kadın karşı çıkar ki üçüne birden ıyy irenç diye. mutlaka orta bi nokta buluruz. zaten böle bi noktayı bulamayacağım kadın da kızımın annesi olmaz, orası ayrı konu.
mesela bişey daha var kız çocuklarıyla erkek çocukları çok farklı yetiştiriliyo lan. böyle bi orta nokta bulmak lazım diyorum. yani sayamayacağım kadar farklı nokta var. mesela en basitinden erkeklere de azcık oturup kalkması öğretilsin, kibarlık öğretilsin. nası bi kıza herkesin içinde geğirirsen pis kız derler fln diye böyle anneler terbiye veriyo, erkeklere de osurmama terbiyesi verilsin. ben erkeyim ben osurum sıçarım geğiririm diye bişey olmamalı. ama mesela kızlara da biraz erkeksi konularda terbiye verilsin. mesela benim kızım olsa, ilk içkiyi benle içer. hatta baya da alıştırırım ki, başka yerlerde mağdur olmasın. ya şimdi bu terbiye verme olayını yüzüme gözüme bulaştırıcam anlattıkça anlatırım. burda keselim bu konuyu. ama kızlar biraz erkek gibi erkekler de biraz daha kız gibi yetiştirilsin. insan olsun lan insan.
nil le buna yakın bi muhabbet geçti geçenlerde, çok güzel bi cümle kurdu :)
"ayşeee, göster teyzelerine kukunu." var mı böyle bi cümle. yok. o zaman erkeklere niye diyolar. kızlar da kuku gösterir altın gününde fln.
hayır çok mu önemli pip bok göt sıç kuku. inanmıyolar mı kız ya da erkek olduğuna. yani mesela çocuğu görüyo amcaları bariz bi erkek. ama çükü olmayabilir biz bi kontrol edelim mantığı mı var hiç anlamadım :) yada çocuğun babası kompleksli heralde ," göstermeliyim göstermeliyim, benim çocuğum ibne diil size bunu kanıtlıcaaam" :D
"göster teyzelerine kukunu" çokgüzel bi cümle ama. yarım saat güldüm :)
yoruldum ya yazmaktan, dekstır izliyim azcık, adios sevgili okur.
Gönderen tyler dördın zaman: 21:52 4 cokguzel bir sayidir.
17 Kasım 2008 Pazartesi
porselen.
karın üstünde yatıyodum ben senden önce
ölü gibiydim, ama tam ölü de değildim
yıldızların etrafında uçuşan
hoyrat ren geyiklerini seyrediyodum
bedenim soğuktan uyuşmuş, beynim garip bi haz duyuyor halde
sonra biri geldi, ısındı sanki biraz iliklerim
uyuyakalmışım, çenemde salya.
uyandığımda yine karın üzerindeydim
göğsümde kırmızı bir el izi
yandı zannettim, kar sürdüm ama geçmedi
acımıyordu da zaten, ne önemi var dedim
ama hala merak ediyorum
niye öyle bir el izi kaldı diye
sen mi çok sıcaktın, yoksa ben mi çok soğuk
ama doğru ya,
aşk zaten göreceli bişey.
Gönderen tyler dördın zaman: 20:34 1 cokguzel bir sayidir.
14 Kasım 2008 Cuma
şarap tortusu.
"İyi de nedir bu sevimsiz yalnızlık dumanı? Öff! Yine bütün pencereleri açmak zorunda kaldım. Hava maviydi burada!"
Gönderen tyler dördın zaman: 23:31 2 cokguzel bir sayidir.
13 Kasım 2008 Perşembe
dying in the moonlight.
bi yerde tomwaits dinleyip, bukowski okuyan kadınlar var. ama nerede olduklarını ben bilmiyorum. bilmemek de sinir ediyo işte. sözlükte başlık bile vardı hatta. saygıyla seyrederim dakkalarca. gerçekten. zaten ateşle oynamicaksın. şöminenin karşısına, o içten içten yanan, çıtırdayan, en büyük kütüğün karşısına kıvrılıp yatıcaksın. onun sıcaklığı ordan da yeter.
Gönderen tyler dördın zaman: 23:13 4 cokguzel bir sayidir.
12 Kasım 2008 Çarşamba
redredred.

çok güzel. niye olması gerektiğinden daha güzel. ense sırt oval dekolteni yesinler.
bedük çok eelenceli lan. böyle normal dinlencek bi müzik diil de, mesela akşamdan kalmalı bi sabahta neskafeyle çok güzel uyandırıyo. böyle okula gitcek giyincek yataktan kalkcak enerji geliyo en azından. başka bi işe yaramaz ama emin olun :)
Gönderen tyler dördın zaman: 22:12 2 cokguzel bir sayidir.
